Yılın son gününde bütün okurlarıma sağlıklı, mutlu başarılı ve huzurlu bir yeni yıl diliyorum. Eskiden her yeni yıla göbek dansözü tartışmalarıyla girilirdi. Şimdi tartışma bitti, çünkü göbek dansı Türkiye’nin vazgeçilmez eğlencesi haline geldi. Ben geceleri dolaşmam, barlara, müzikhollere hiç gitmem ama ekranlardan gördüğüm kadarıyla eğlence yerlerinde, müzikli lokantalarda kadınlı erkekli göbek atılıyor. Televizyon programları şakır şakır Şakira! Kısacası: “Bir millet hâlâ uyanmıyor ama göbek atıyor!” Bu iş bir parça da “yerlilik” gibi görülmekte. Hatta göbek dansını da kapsayan bir sürü acayip adeti “yerel zenginlik” olarak kabul etme eğilimi var. Pazar günü gazetede okuduğum bir haber artık “göbek dansı” ihraç ettiğimizi duyuruyordu.Türkiye’yi tanıtan filmlere de göbek havaları konuluyor. Göbek neredeyse kimliğimizin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Acaba işin aslı ne? Göbek dansı bizim mi? Bu soruya benim kesin cevabım hayır! Biraz kitap karıştıran herkesin kolayca görebileceği gibi, göbek bir Arap dansı ve Türkiye’ye yüzyıllar boyunca yerleşmeyi başaramamış. Musahipzade Celal’in eski Türk yaşamını ve İstanbul adetlerini incelediği kitabında açık seçik dile getiriliyor bu gerçek. Yazar göbek dansının Türkiye’nin ne köyünde, ne kentinde hiçbir zaman yapılmadığını anlatıyor ve göbek atmayı iğrenç buluyor. Göbek, arabeskleşmenin bir parçası. Zaten günümüz Türkiye’sindeki birçok gelişmeyi “Araplaşma” ile açıklamak mümkün. Türkler bin yıldır Müslüman olduğu halde yeni baştan (ama bu kez Arap tarzı) Müslüman yapılmaya çalışılıyor. Giyim kuşam Araplaşıyor. Ve arabesk müzikle birlikte Kahire kökenli bir dans da gelip Türk kültürünün baş köşesine kuruluyor. Lumpen sosyeteden gecekondu mahallelerine, televizyon programlarından zengin düğünlerine kadar her yerde göbek atılıyor. Şakira da atıyor diyeceksiniz ama o genç bir Arap kızı. Bu dans hem genlerine işlemiş hem de bir sahne gösterisi yapıyor. Bizde ise kalas gibi adamların kebap göbeklerini titrete titrete kıvranmaları ve kalça tokuşturmaları hiç de hoş bir manzara oluşturmuyor doğrusu. Hele dansöz gibi geriye eğilip, alınlarına para yapıştırılmasını beklemeleri yok mu; tahammül etmek mümkün değil. Kafkas, Balkan ve Ege danslarında bu hareketleri görmek mümkün değildir. Erkekler kollarını bir kartal gibi açar ve kalça kıvırmazlar. Ne böyle bir zeybek görebilirsiniz, ne de bir bar. Kadınsı ve erkeksi hareketlerin iç içe geçtiği Ortadoğu kültürü ise bu dansların kaynağı.