BUGÜNE kadar Tansu Çiller'e çeşitli adlar yakıştırıldı: Thatcher'a benzeterek "Demir Leydi" bile diyenler çıktı.

O ise kendisinin hep ana - bacı olarak görülmesini istedi.

Bir ziyaretinin ardından Amerikalılar Çiller'den "She is a joke!" (O bir şaka!) saptamasıyla sözettiler.

Bugünlerde ise Amerikan kulislerinde yeni bir takma ad dolaşıyor: Gölgeli Bayan.

İngilizcesini söylersek Shady Lady!

Bizdeki "Şaibe Hanım"a benzeyen bir söz.

***

AMERİKALILAR Çiller'e niçin "Gölgeli Bayan" diyorlar?

Neden onu "Shady Lady" olarak tanımlıyorlar?

Bu sorunun cevabı, Amerika'da Tansu Çiller çevresinde sıkışmakta olan kıskacın önemini vurgulamakta.

Amerikan Kongresi, Tansu Çiller'in adının karıştığı birçok noktayı araştırmaya başladı.

Bu dosyalardan bazılarında Tamraz adına rastlanıyor. Clinton'ın seçim kampanyasına bağış sağlayan karanlık Roger Tamraz'ın Tansu Çiller'le ilişkileri de soruşturma kapsamında.

Dosyalardaki ikinci isim Bob Squire.

Hani Türkiye'ye gelip, Tansu Çiller'e seçim danışmanlığı yapan uzman.

Bu kişiye ödenen paraların hangi kaynaktan çıktığı merak ediliyor.

***

BUNLARA ek olarak Tansu Çiller'in Amerika'daki mal varlığı, bunların alınış biçimleri, vergileri de inceleme kapsamında.

Galiba yakında Amerikan gazetelerinde de Çiller dosyaları okumaya başlayacağız.

***

TANSU Çiller, bu karmaşık ilişkilere neden gerek duydu?

Niçin olağan sınırlar içinde bir yaşam sürmek yerine, talih çizgisini böylesine zorlayarak her açıdan zirvelerde dolaşmak istedi?

Neden dolayı parasal ve siyasi iktidara bu kadar susamış göründü?

Bu soruların yanıtını vermek kolay değil.

Ama bazı insanlarda nabız yerine, inanılmaz bir yükselme tutkusu atıyor.

İnsanları yönetmek, sürekli alkışlanmak, en güzel, en zengin, en kudretli olmak, adrenalin seviyelerini yükseltip, yaşamalarını sağlıyor.

Bu gücü yitirdikleri anda ise nihilizmin kör kuyularına düşmenin inanılmaz trajedisi başlıyor.

Dünya edebiyatı, böyle insanların trajedileriyle dolu.

Oysa insanoğlu bir an, içinde yaşadığı evreni zaman ve mekan boyutunda kavrayabilse iktidar tuksu ile yanıp tutuşamaz.

Gökyüzünde seyrettiğimiz parlak yıldızın dört bin yıl önce orada olduğunu ve ışığı bize ancak ulaştığı için onu gördüğümüzü, aslında o yıldızın tarihteki halini izlediğimizi düşünse, politikada yıldızlaşmak için böylesine delice bir tutku içine girmezdi.

Acaba, iktidara böylesine susamış olmak, kişisel mutsuzlukla mı açıklanmalı?