SON yıllarda, giderek artan bir Mevlana okuma tutkunluğuna kapıldığımı söylemeliyim.
Mesnevi ciltleri ve Fih - i Mafih elimden düşmüyor.
Aslında bana bu alışkanlığı aşılayan kişi babam. Bir Mevlana hayranı olan babam, küçük yaşlardan beri beni Mevlana okumaya teşvik etti.
***
DÜN ziyarete gelen İtalyan yönetmen de Mevlana'dan sözetmez mi?
Antonino Lakshen Sucameli, İstanbul Film Festivali'nin konuğu olarak gelmiş ve bu arada beni de görmek istemiş.
Yepyeni bir film projesi getirdi.
Filmin konusu; Mevlana!
***
96 sonlarında New York'un Soho adını taşıyan, entelektüel ve egzotik mekanında gezerken ilginç mağazalara rastladım. Kitapçı olmamalarına rağmen iki kitap satıyorlardı. İkisinin de kapağında Rumi yazıyordu: Yani Mevlana Celaleddin - i Rumi.
Bu büyük bilgenin Rumi, yani Rum diye anılması bazı kesimleri şaşırtabilir ama o dönemde bütün Anadolu'ya Rum diyarı dendiğini ve daha sonra Osmanlı padişahlarının bile Diyar - ı Rum padişahı olduklarını düşünenler, bu tarihsel bağlantıyı kolay kavrar.
Ne Mevlana Türk diye anılmıştır, ne Hacı Bektaş, ne de Osmanlı sultanları!
Tam tersine o dönemlerde, “Türk” sözü hiç de iyi çağrışımlar içermemiştir.
Mevlana'nın metinlerinde bile, bugün yazılsa milli birliği bozacağına hükmedilebilecek nice Türk tanımı vardır.
Tarihte ilk kez Türk tanımına saygıdeğer bir kimlik kazandıran kişi Mustafa Kemal'dir.
O zeki liderin, “Bir Türk dünyaya bedeldir!” demesi ve Türk kimliği konusunda abartılı övgülere girişmesi, ancak yüzyılların verdiği ezikliği silme çabasıyla açıklanmalı.
Ne yazık ki Osmanlı yüzyılları boyunca Türk sözcüğü hakaret anlamında kullanılmıştır.
***
MEVLANA büyük bir filozof.
Onun metinlerinde yalnız düşünce derinliği değil, aynı zamanda inanılmaz bir edebiyat tadı buluyorum.
Anlattığı hikayeler, sanki aradan yedi yüz yıl geçmemişçesine taze!
Mesela şu örneğe bakın:
Çocuk, mezarlıktan geçerken çok korkuyormuş.
Annesi ona demiş ki: “Evladım, mezarlıktan geçerken karşına korkunç bir hayalet çıkarsa sakın korkma, üstüne yürü, onun kaybolduğunu göreceksin.”
Bunun üzerine çocuk “Peki anneciğim ama” demiş “Ya o hayalete de annesi, mezarlıktan geçerken bir çocuk görürsen sakın korkma ve üstüne yürü dediyse...”
***
BUGÜN siyasi bir yazı yazmamaya kararlıydım.
Çünkü Ankara siyaseti denilen “havanda su dövme yarışı”na karışmak istemiyordum.
Ama gelegelelim insan, dilinin ucuna geleni de kolay kolay tutamıyor.
Bu yüzden yazıyı noktalarken diyorum ki: Geçmişinde Mevlana'sı olan bir halkın Meral Akşener gibi bir bakanı olmaz.
Ya birinde yanlışlık var, ya ötekinde.
