Mihail Gorbaçov'dan bir mektup aldım.

Şöyle yazıyor:
"Değerli Livaneli,
1986 yılında, Cengiz Aytmatov'un örgütlediği Issık Göl forumundan sonra sizinle karşılaşmış olmaktan ve modern dünya topluluğunun geleceğini tartışma imkanını bulmaktan ötürü çok mutluyum.
Aradan yedi yıl geçti. Gerçek, beklentilerimizi aştı.
Bugün, sadece takdirlerimizi belirtmekle kalmak yerine, bu çalışmanın gelecek uygarlıklar üzerinde de yansımasını sağlamanın ve açıklamanın yararlı olduğunu düşünüyorum.
Mesela, toplantımızın sonucu olarak bu yedi yılın tarihini anlatan bir monografi hazırlayabiliriz.
Bu bakımdan sizi 10-16 Ekim tarihleri arasında Moskova ve Kislovodsk'a davet etmek istiyorum......"

***

Mektubu alınca, Mihail Sergeyeviç Gorbaçov adını taşıyan ademoğlunun büyük macerası gözümün önünden geçti.
Büyük başarılar ve büyük yıkımlar görmüş bir hayatın izlerini taşıyordu ve yüzyılımızın belki de en ilginç insanlarından birisiydi.
1986'da bir süper gücün başına geçmiş ve "Glasnost", "Peresteroika" devrimleriyle, dünya tarihini değiştirmişti.
Arkasından, dünyanın en ünlü ve en sevilen adamı olmuştu. Time dergisi onu yılın değil, "Çağın Adamı" olarak kapak yapıyor ve Amerikan halkı arasında yapılan soruşturmalarda, Gorbaçov, Reagan'dan daha güvenilir bulunuyordu.
Binlerce gazete ve televizyon bekliyordu kapısında.
Ağzından çıkacak bir söz, dünyada yeni dalgalanmalara yol açıyordu.
Tarihi biçimlendiren insandı.
Bu kadar güç, bir insanı çıldırtır.
Ama Mihail Sergeyeviç çıldırmadı.
Olimpos dağının tanrısal ortamına benzeyen Kremlin'de, ince, kibar, edebiyat meraklısı ve kültürlü bir insan olarak yaşadı.
Mihail Gorbaçov'la tanışmak ve alçakgönüllüğünü görmek beni çok etkilemişti.
Hele müziğimi sık sık dinlediğini ve çok sevdiğini söylemesi, yaşamımın en büyük sürprizlerinden birisini oluşturmuştu.

***

Türkiye'de bazı çevrelerin Gorbaçov'u "komünizmi yıkan adam" olarak tanımladığını biliyorum.
Bence bu doğru değil.
Gorbaçov bir sebep değil, bir sonuçtu.
Peresteroika'ya giden yolu kendisinden önce Andropov açmıştı.
Çünkü Sovyet komünizmi çürümüştü, yıkılmaya mahkumdu. Rüşvete, yalana ve parti ileri gelenlerinin saltanatına dayanan bu sistemin yürümesine imkan kalmamıştı.
Yoksa Gorbaçov, Kızılordu'ya, partiye ve iki yüz seksen milyon insana karşı bir harekete girişebilir miydi?
Bugün Clinton karar verse, Amerika'yı komünist yapabilir mi?

***

Gorbaçov'u kendi halkı "komünist" olmakla suçluyor. Bazı çevreler ise onu "komünizmi çökertmek"le itham ediyorlar.
İşte size çağdaş bir trajedi.