İki gündür Sevilla'da dünyanın en büyük organizasyonu olan EXPO fuarındayız. Gerçekten insanı şaşırtan ve hayranlık uyandıran bir gösteri. Sekiz yıl önce çalışmaları başlayan EXPO 92 fuarı ikiyüzelli hektarlık bir alan üstüne kurulmuş. Başlıbaşına bir şehir.
Dünyanın hiç bir kentinde böylesine bir zenginliği görmek mümkün değil. Geçtiğimiz Cuma günü 335 bin insan giriş yapmış fuara. Toplam olarak 17 milyon insan bekliyorlar. EXPO, Cristof Colomb'un Amerika'yı keşfinin 500. yılı onuruna düzenlenmiş. Bütün dünya, bu mucizeyi görmek için Sevilla'ya koşuyor. Her gün yüzbinlerce kişinin girdiği bu fuarda fazla bir insan kalabalığı da görmüyorsunuz. Öylesine büyük ki insanlar kayboluyor. Yalnız, çok tutulan ülke pavyonlarının önünde çok uzun kuyruklar oluşuyor.
İspanya, Monaco, Yeni Zelanda gibi bazı pavyonları gezebilmeniz için en az üç saat kuyrukta beklemek gerekiyor. Ama 45 derece sıcakta insanlar bunu göze alıyor ve bekliyorlar. Pavyon deyince, küçük ticari gösteriler gelmesin aklınıza. Müthiş harcamalarla dev binalar yapmışlar. Hiç bir mal sergilenmiyor. Herşey ülkenin imajına yönelik.
Yeni Zelanda pavyon binasının Sevilla önünde kayalıklar, şelaleler var. Yaklaştığınız anda bitkisiyle, kokusuyla, yüzünüze sıçrayan şelale köpükleriyle kendinizi o atmosferin içinde hissediyorsunuz. Daha sonra sizi içeri alıyorlar ve dev salonlarda bir teknik ve kültür gösterisi başlıyor. Kendi halk kültürüne ve geleneğine, son derece gelişmiş bir teknikle sahip çıkma gösterisi bu. Kiri Te Kanava'nın sesinden, bir senfoni orkestrası eşliğnide Yeni Zelanda yerel müziğini işleyen bir senfoniyi dev ekranlarda izlerken, Mauri yerlileri kayıklarında kürek çekiyor, sahnede yelkenler uçuşuyor ve bir süre sonra siz zaman ve mekan duygusunu kaybediyorsunuz. Dünyanın en gelişmiş tekniğini kullanabilen bu ülke, çok ileri bir tasarım gücüyle kendi öz kültürüne sahip çıkmış. İmrenmedim desem yalan olur. Çünkü bütün ülkeler bu yolu benimsemiş.
Bir de bizim gibi tersini yapan ülkeler var. Yalnız EXPO'da değil her alanda, son derece kötü bir teknik ve kısır bir yaratıcılıkla, kendi değerlerimizi aşağılıyor ve batılılara, onlardan daha çok batılı olduğumuzu kanıtlamaya çalışıyoruz. Kısacası, dünyanın yaptığının tam tersini yapıyoruz. EXPO'da da durumumuz farklı değil. Kimsenin dikkatini çekmeyen ve fuarın kör bir yerinde, neredeyse yeraltına saklanmış bir pavyon. Türk pasaportu taşıyan herkese EXPO'da da üzülmek düştüğünü görüyorsunuz.
