NE zaman Selahattin Duman'ın bir yazısını okusam, Einstein'ın dilini çıkarmış resmini hatırlarım.
Bu büyük bilgin yalnız "izafiyet teorisini" ortaya atmakla kalmamış, yaşamın göreceliğini de bulup çıkarmıştı.
Zaman ve hız boyutunda evreni, galaksileri düşünen beyin, bir insan bireyindeki küçük ego çırpınışlarının ötesine geçmeyip de ne yapacaktı?
Koca Einstein bir kasaba politikacısı gibi kasım kasım kasılıp, çevresine "hürmet telkin etmek" ve ne kadar önemli adam olduğunu göstermekle mi geçirecekti ömrünü?
Evrenin fiziksel kurallarıyla uğraşırken, kendi fizik sınırlarının da farkına varmış ve sonsuzluk boyutunda Albert Einstein denilen canlının o kadar da çok önemsenecek bir yanının olmadığını kavramıştı.
Bu yüzden, kendisine yönelmiş olan objektife dilini çıkarıveriyordu işte.
***
SELAHATTİN Duman da her gün köşesinde nanik yapıyor: Hem başkalarına hem de kendisine.
Korkunç egosunu bakışlarında yansıtan onca kakavanın, şöhret olma hırsına kapılanların, kıskanç hamzadelerin, her sabah kalktığında aynaya bakıp da "Tanrım beni ne kadar güzel, ne kadar yetenekli yaratıp bu milletin başına göndermişsin!" diyenlerin ipliğini pazara çıkarıveriyor.
Çünkü cömert bir yüreği var! Birisini kıskanacak kadar da alçakgönüllü değil.
İster kitlelere hükmeden politik bir lider olsun, ister Karun gibi servet sahibi, ister halkın sevgilisi...
Toplumdaki pozisyonuna bakmadan herkesi insani sınırları içinde ele alıyor.
Yani dünyaya hükmeden devlet başkanlarından pop starlarına, medya yıldızlarından holding patronlarına kadar herkesin aslında birer bebek olduğunu biliyor: Üşüyen, her sabah tuvalete giden, acıkınca ağlayan, şefkat görmek isteyen, kıskanan, birbiriyle didişen koca bebekler.
Bu yüzden ciddi yazarlar gibi ülkenin "iç işlerine" karışmıyor.
İnsanları, sosyal kimliklerinden ve bütün afur tafurundan soyup, çıplak haliyle gösteriyor.
Hem de kendisiyle ve yakın çevresiyle dalga geçmeyi ihmal etmeden...
İşte gülümseyen zeka bu: Yani zekanın tek türü!
***
KİMSEYİ kıskanacak kadar alçakgönüllü olmayan bir adamın öyküsü bu.
Gerçekten duyarlı olan bütün insanlar gibi, sırılsıklam duygusallıktan nefret eden, duygularını saklamaya çalışan ve sivri dilinin altında sıcak bir dost yüreği taşıyan adamın öyküsü.
E mail: livaneli@milliyet.com.tr
