Orhan Güvenen yaşamı zenginleştiren, ömür boyu dostluğun ve kardeşliği dilini konuşan ve her cümlesinde sonsuzluğa yeni düşünce ışınları fırlatan, ender bulunan bir kişiliktir. Yunan filozoflarının müziği “sessiz bir matematik” olarak tanımlamalarında cesaret alarak diyorum ki Orhan Güvenen, sayıları şiire, şiiri sayılara dönüştürebilmiş olağanüstü bir zekadır. Gündelik kafalar gibi, kategorik bir eğitim anlayışının izinden giderek her düşünceyi ayrı bir çekmeceye kapatmak alışkanlığı yoktur. Sanatla bilimin kesiştiği en üst noktayı yakalamış ve ömür boyu gözünü bir kutup yıldızı gibi yol gösterici bellediği bu parıltılı noktadan ayırmamıştır. Zor bir iştir bu. Sadece niyet yetmez. Büyük bir çap gerektirir. Bu çap, müthiş analitik bir beyinle, sıcak bir şair yüreğini bir arada harmanlamak demektir ki Güvenen’de ikisi de vardır.

Orhan Güvenen’in Devlet İstatistik Enstitüsü’nün başından alınması, bilgiye en çok ihtiyaç duyulan dönemde sayılarımızı öksüz bırakmıştır. Sağlıklı verilere dayanmayı reddeden bir şark ülkesinde, dünyanın en saygın istatistik kurumlarından birini yaratmaya çalışmanın hem de bunu bin bir çapsız adamın kısır hesapları içinde başarmaya uğraşmanın, iftiralara uğramanın ne demek olduğunu gayet yakından biliyorum. Bu parlak ve uluslararası bilim adamını canından bezdiren entrikaların tanığıyım. Orhan Güvenen bütün şark entrikalarına, üzerine ikinci bir deri gibi yapışık duran kibarlığını bozmadan sabırla dayandı, direndi. Çünkü bu ülkeyi, bu toprağı çok seviyordu ve onu layık olduğu bir bilimsel veri tabanına kavuşturmak istiyordu. Bu çalışma Türkiye’den önce yabancıların dikkatini çekti ve Orhan Güvenen uluslararası kurumlarda en üst düzeyde (ne yazık ki ülkesiyle orantısız bir biçimde) yer aldı. Dünyanın ilk “sayılar müzesini”ni kurmak üzere çalışmalara başladı ama bürokratik engeller yüzünden tamamlayamadığı bu projeye Avustralya sahip çıktı.

Sadece yüz üyeyle sınırlanmış olan ve şimdiye kadar hiçbir Türk’ün yer almadığı “Roma Kulübü”ne üye seçilen Güvenen’in mücadelesi burada bitmiyor. Çünkü bu şair-bilgin, Türkiye’ye hizmet etmek için Paris’teki hocalığını ve görevlerini bırakırken hiçbir siyasetçiye, hiçbir kuruma güvenmiyordu. O günden beri, Güvenen’in tek güvencesi, dilinden hiç düşürmediği “60 milyon insanımız” ve “eksi sonsuzla artı sonsuz” arasında mekik dokuyan inanç ve düşünce dünyası oldu. Yakın arkadaşı olmayı. Ömrünün en büyük onurlarından biri saydığım bu şair-bilge’ye yeni görevinde başarılar diliyorum.