LONDRA- Bir ülkenin gündemindeki konular, en iyi gazete başlıklarından anlaşılır. Nasıl Türkiye’ye gelen bir yabancı, eline gazetelerimizi aldığında Türkler’in nelerle ilgilendiğini görebilirse biz de İngiliz ilgi odaklarını tahmin edebiliyoruz. Bizdeki manşet geleneği başbakan ve diğer siyasilerin her hareketinden bir anlam çıkarmak ve konuşması içindeki bazı cümleleri alarak diğer tarafa cevap hakkı doğuracak biçimde kullanmaktır. Birçok köşe yazısı, Ankara’daki resmi yemekte kim kimin sağına, kim kimin soluna oturdu ya da yemek boyunca aralarında konuşma oldu mu olmadı mı gibi sorular sorup, bunlara yanıt aramak ve sonunda bu ilişkiler yumağından siyasi bir çözümleme çıkarma sanatına dayanır. Benim “siyasi star sistemi” adını verdiğim bir siyaset magazini, gerçeklere yaklaşmamızın ve ülkenin temel sorunlarıyla uğraşmamızın ve ülkenin temel sorunlarıyla uğraşmamızın önüne çıkan en büyük engeldir. Çünkü her şey, sürprizlere açık bir tiyatro oyunu gibi hangi aktörün üzüldüğü, hangisinin kızdığı, hangisinin rakibini tepelediği gibi sorulara bağlıdır. Bu arada ülkenin başbakanının adının değişmesinin, ülkenin sorunlarının değişmesi anlamına gelmeyeceğini defalarca yazıp çizen benim gibi yazarlar da “egzantrik” olarak nitelendirilir. Oysa gerçek bu: Sri Lanka’daki başbakanın değişmesi, Sri Lanka’nın temel sorunlarını değiştirmiyor.

Bu kadar uzun bir girişe neden ihtiyaç duyduğumu soracaksınız: İngiliz gazetelerindeki gündemin, 21. Yüzyıla yöneldiğini görmüş olmak beni etkiledi: Sözde bir 21. Yüzyıl değil bu, gerçek…Gazete manşetlerinde birkaç gündür, insanlığın kaderini değiştirecek bir deneyin hukuki ve ahlaki sonuçları tartışılıyor: Zinci bir kadın kliniğe başvurarak, beyaz kadından alınan yumurtayla döllenmek istediğini bildiriyor. İşte tartışmanın odak noktası da bu:Zenci kadına beyaz çocuk doğurtmak, insanoğlu yaradılışına saygısızlık anlamına gelip, ahlaki olarak yanlış olur mu olmaz mı? Sanıyorum önümüzdeki yıllarda bu sorularla çok karşılacağız. Zenci kadın “Kocam melezdir” diyor. “Bu yüzden çocuğumun da melez olmasında hiçbir sakınca yok.”

Bu arada ikinci tartışma da “zaman makinası” ile ilgili. Yok yok, şaşırmayın! Kurgu bilim romancıları değil bunu tartışan, dünyaca ünlü bilim adamları. Daha önce H.G.Wells gibi romancıların işlediği bu konu, Albert Einstein’ın 1916’da “İzafiyet Görecelik Teorisi”ni yayınladığından beri bilimin alanına dahil edilmiş. Stephen Hawking, Prof.David Deutsch, Prof.Amos Ori ve Prof. Kip Thorne gibi ciddi kuantum fizikçileri, zaman içinde yolculuğun bilimsel doğruluğunu tartışıyorlar.