Toplumlar krizlerden ders çıkarmalı ve bir daha aynı sıkıntıları yaşamamak için yeni çözümler geliştirmeli. 2007 Cumhurbaşkanlığı krizinden çıkan kesin sonuç, bu seçimi halkın yapması gerektiğidir. Bırakın halk iki turlu bir seçimle Cumhurbaşkanı’nı belirlesin. Biz de böyle krizlere düşmeyelim ve parlamentoda ayak oyunlarına gerek duyulmasın.
Deniz Baykal’ın 2002 seçimlerinden sonra Tayyip Erdoğan’la Beylerbeyi’nde gizli bir görüşme yaptığı ve Anayasa değişikliği yaparak Erdoğan’ı başbakanlığa getirme sözü verdiği biliniyor. Acaba Sayın Baykal o pazarlıkta, genel seçimin cumhurbaşkanı seçiminden önce yapılması gerektiği şartını öne süremez miydi? Eğer Baykal, Cumhurbaşkanı’nı yeni meclisin seçmesi şartını koysaydı, o dönemde Erdoğan’ın buna itiraz etmesi mümkün değildi. Bugünkü krizler de yaşanmazdı.
Bizim demokrasimiz Doktor Frankenstein’ın insan parçalarından oluşturduğu garip yaratığa benziyor.Bu düzeni yaratanlar, yüzde 10 gibi anormal bir baraj koyarak milli iradenin meclise yansımasını engellemiş. Yerel seçimlerde iki turlu seçime izin vermeyerek yüzde 20’leri bulanların belediyeleri ele geçirmesine yol açmış. Cumhurbaşkanı’nı halka seçtirmeyerek, zaten milli iradenin yansımadığı meclisin krizlerle kilitlenmesi sonucunu doğurmuş.Böylece ortaya ne deve ne kuş olan garip bir rejim çıkmış.İşte sonuç ortada.
Ağız alışkanlığı ile herkes “sol sol” deyip duruyor ama ortada sol bir parti yok. CHP’nin MHP’den, ANAVATAN’dan, DYP’den ideolojik olarak ne farkı var? Türk siyasetine yeni bir sınıflama yapmak gerekiyor.
Deniz Baykal kısa bir süre önce “Çankaya’da türbana itirazımız yok!” demişti. Acaba itirazı şahsa mı, ideolojiye mi?
Laik, demokrat ve gelişmelerden kaygı duyan okurlar, oy verecek parti bulamadıklarını belirterek niye bir şeyler yapılamadığını soruyor.Haklılar ama ne yazık ki siyasi kadroları bilmiyorlar. Siyaset, insanlarla yapılıyor ve bu insanların çoğu, sürüden ayrılmaya korkan, yeni dönemde listeye girebilmek için genel başkana kulluk etmeyi içine sindiren kişilerden oluşuyor. Sorun burada. Yola çıksanız bile bir bakıyorsunuz ki yanınızda kimse yok.
Bazı okurlarımın merakı ise; 14 Nisan mitinginde niye sahneye çıkmadığımla ilgili. Sevgili dostlarım; bu sorunun muhatabı ben değilim; organizasyon komitesine sorun. Beni çağırmadılar. Program dışı hiçbir etkinliğe izin vermediler. Benim kişiliğim, zorla kürsüye tırmanmaya uygun olmadığı için bir yurttaş olarak Anıtkabir’e gittim. Eğer beni çağırsalardı hipodrom konserlerinde olduğu gibi hiçbir şey düşünmeden sahneye çıkardım. Ama toplantıyı düzenleyen emekli generaller beni istemediler.
