Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli

Başlığın iki anlamı olduğunu düşünüyorum.
Birincisi 16 – 18 Ağustos’ta yapılacak olan anma toplantıları için Hacıbektaş’a gitmek ve orada el ele, gönül gönüle, bu büyük bilgeyi anmak.
İkincisi ise Hacı Bektaş düşüncesini, Türkiye’nin mayası olarak algılayıp, yeniden yapılanmaya harç oluşturmak.

***

Birinci amacı gerçekleştirmek kolay: 16 Ağustos’ta ben de Hacıbektaş’ta olacağım.
Benim gibi birçok kişi de bu yolculuğu yapacak.
Önemli olan bir düşünce yolculuğuna çıkabilmek ve bu yolun sonunda Hacı Bektaş aydınlığına ulaşabilmek.
Hacı Bektaş düşüncesini modern Türkiye’nin odak noktası olarak düşünüyorum.
Bu ilkeler hepimizi birleştirebilir, Türkiye’deki bütün inanç ve yaşam biçimlerini kapsayabilir, etnik çatışmaları engelleyebilir ve dünya yüzünde Türkiye’yi kutup yıldızı gibi parlak ve başarılı kılar.
Hacı Bektaş’ın gücü yeter buna.
Önemli olan bizim bu olumlu ruhu kucaklayabilmemiz.

***

Hacı Bektaş adını taşıyan büyük Veli, bir anlamda Türkiye’deki her grubun Veli’sidir.
Alevi – Bektaşi düşüncesine bağlanan milyonlarca insanın gönül tahtına kurulmuştur.
Bu kitleler Hacı Bektaş’a hem gönül, hem kafa yoluyla bağlıdırlar.

***

Hacı Bektaş, Horasan’dan Şeyh Ahmed – i Yesevi dergahında yetişmiş, o ocaktan feyz ve icazet almıştır.
Dolayısıyla sadece Alevi – Bektaşilerin değil, İslam’ı tasavvuf derinliğinde kavrayabilen bütün Müslümanların Veli’si ve onlara Şeyh Ahmed – i Yesevi’nin bir emanetidir.

***

Bilindiği gibi Osmanlı orduları Bektaşi tarikatına ve Pir olarak da Hacı Bektaş – ı Veli’ye bağlıdır.
Bugün Osmanlı ordularının fetihleriyle övünen ve Osmanlı sancağının gölgesini kendisine manevi sığınma mekanı olarak seçen herkesin, Hacı Bektaş – ı Veli’ye bağlılığını bildirmesi gerekir.
Çünkü hayran oldukları orduların Pir’idir o.

***

Gördüğünüz gibi İslam’ın değişik anlayışları arasında, uzlaşmaz gibi görülen bütün çelişkileri çözebilecek ve gerçek Alevi – Sünni kardeşliğini yaratabilecek tılsım Hacı Bektaş – ı Veli’nin mübarek isminde saklıdır.
Bu manevi otoriteye kimse karşı gelemez.
Alevi, kendi pirine karşı çıkamaz.
Sünni, Şeyh Ahmed – i Yesevi ocağının icazetine ve Osmanlı ordularının pirine itiraz edemez.

***

Hacı Bektaş aynı zamanda Müslüman – Hristiyan – Musevi kardeşliğinin de öncüsüdür.
Türk, Kürt, Rum, Süryani, Arap birlikteliği de kapsar.
Onun gönül zenginliği ve bereketi herkese yeter.

***

Gelin 16 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta bu büyük bilgeyi anarken, onu yeniden yorumlayarak modern Türkiye’nin yaralarına sürülecek bir merhem olarak algılayalım.
Hacı Bektaş hepimizi birleştirmek, Türkiye’nin iç kavgalarına son vermek istiyor.
Gelin canlar bir olalım.
Büyük Veli’nin, Pir Hacı Bektaş Sultan’ın elini geri çevirmeyelim.