Bir insan başkalarının uğradığı haksızlıklara karşı çıkar, sesini yükseltirken kendisine yapılan bir haksızlık karşısında susmalı mı, isyan mı etmeli? Yıllardan beri kafamı karıştıran bir sorudur bu. Bir başka insana yapılan haksızlık, yüreğinizi isyan duygusuyla doldururken, size yönelen bir haksızlık karşısında susmak. Bu tutum belki bilgelik olarak algılanabilir. Bir tokat atana öteki yanağını uzatan peygamber erdemi olarak görülebilir. Ama bir takım insanlar da yaptığınıza “enayilik” derler. Neyse; yıllardır cevabını bulamadığım bu soruyu yeniden aklıma getiren olay; Ayşenur Yazıcı’nın programının yasaklanmasına gösterdiği tepki oldu. Bugün saat 2’de Taksim’de ağzı bantlı olarak bir protesto gösteresi yapıyor. Ben kadın programları hakkında esaslı bir fikir sahibi değilim. Açıkçası iş yoğunluğundan Ayşenur’un yaptığı programı da görmedim. Seyretmediğim bir programı savunmam da söz konusu değil. Ama bu yasaklamada eylemindeki üç nokta beni tedirgin ediyor. 1. Ayşenur Yazıcı her ne yaparsa iyi yapmaya çalışan son derece düzgün, onurlu ve duyarlı bir insandır. Bir dönem güzel sesiyle şarkılarıma eşlik etme inceliği gösterdiği için onun insani erdemlerini çok iyi bilirim. Yetenek, zeka ve duyarlılık gibi özellikleri bir arada barındırmayı bilen dengeli bir kişiliğe sahip olduğunun tanığıyım. Kötü bir işe imza atacağını sanmam. 2. Suç, kabahat, hata kişiseldir; genelleştirilemez. 3. Yasemin Bozkurt’un programı da dahil olmak üzere program yasaklanmasını ilke olarak doğru bulmuyorum. Yasaklarla hiçbir şey çözülemez. Yasaklardan çok çekmiş bir insan olarak mesela arabesk müzikten hiç hoşlanmamama rağmen, yıllarca TRT yasağına karşı çıktım. Ayşenur Yazıcı’yı bir ara televizyon ekranında gözyaşlarına boğulmuş halde gördüm. Demek ki çok kırılmış, derinden yaralanmış ve isyan ediyor. Yine yazının girişindeki konuya dönüyoruz: Bir insan başkasının uğradığı haksızlıklara karşı mücadele ederken, kendisini savunmasız mı bırakmalı? Bunca yıldan ve deneyimden sonra bu soruya benim cevabım galiba “Evet!” olacak. Haksızlıklar ve hakaretler karşısında kendimi savunmak gibi gereksiz çabalarla uğraşmıyorum artık. Kendimi insanoğlunun vicdanına ve zamanın eleğine teslim ediyorum. Ama içinde isyan ateşleri yanan Ayşenur Yazıcı’ya da hak veriyorum, onu destekliyorum.