Milli irade sözünü bir fetişe çevirdik. Demokrasi dendi mi akan sular duruyor! Sandıktan çıkmış olmayı, başlıbaşına bir erdem nedeni sayıyoruz! Bütün bunlar güzel ama ne yazık ki sistemimizin ufak bir kusuru var: Bu sistemde halk, yönetimde temsil edilemiyor. En çok oyu toplayan ve iktidara gelen parti bile, seçmenlerin ancak dörtte birini temsil ediyor. Ve bu çeyrek gücü, mutlak bir iktidarın aracı olarak kullanmaya çalışıyor. Ülkenin dörtte birinden oy alacaksınız ama bunun size sağladığı güçle temel yönelimleri değiştireceksiniz. İşte bu olacak şey değil. Dört seçmenden birinin oyunu alacaksınız ama seçim sistemi size bu oyla meclisteki dört milletvekilinden üçüne sahip olmak gibi bir avantaj sağlayacak. Bu durum belki yasalara uygundur ama meşru değildir. Aynı durum belediyelerde de söz konusu. Yüzde yirmi oy alarak rakiplerini geçen kişi, beş yıl boyunca o kentin diktatörü olabiliyor. Kendisine oy vermemiş olan yüzde sekseni, istekleri doğrultusunda idare edebiliyor. Bu da demokrasi değil. Seçim sisteminin bir başka garipliği de barajın yüksekliği. Düşünün, Türkiye’de baraj yüzde 10 değil de yüzde 5 olsaydı, bugün bambaşka bir meclis ve iktidar tablosuyla karşı karşıya olacaktık. Halkın içindeki eğilimler daha iyi temsil edilecekti. Temsili demokrasinin Türkiye’de iyi işlemediğini hepimiz görüyoruz. Bunun bir sebebi de Türkiye’nin kutuplaşmış olması. Avrupa ülkelerinde halk kitleleri büyük bir mutabakat içindedir. Birbirine en aykırı düşen partilerin tabanında bile, çok az farklılıklar görülür. Ama Türkiye’deki grupların yaşam biçimleri ayrı, giyim kuşamları ayrı, uygarlık tercihleri ayrı. Ülkeyi şu ya da bu yöne sürüklemek isteyenlerin yarattığı güçlü akımlar mevcut. Bu durumda siz yüzde 25 alarak iktidara ya da belediye başkanlığına gelen görüşün insafına kalmış oluyorsunuz. Bu avantajı yakalayan ve Türkiye’nin egemeni olan grup, elbette bütün gücüyle çalışacak ve ülkeyi kendi görüşleri doğrultusunda dönüştürmek isteyecektir. Bu sisteme demokrasi falan denemez. Olsa olsa azınlık diktası denir. Seçim ve siyasi partiler yasalarının ortaya çıkardığı garip cilvelerdir bunlar. Cilveye dayanarak meşruiyet sağlanamaz. Öyle bir maceranın içindeyiz ki; seçim yasası şöyle değil de böyle olsa, ülkenin kaderi değişecek. İktidarlar başka türlü şekillenecek. Türkiye’nin geleceği ile kumar oynamaya hevesli olanlar varsın bu sistemi göklere çıkarsınlar: Bana göre eksik, hatalı ve yanlış bir sistem. Bu yüzden de eğri temel üzerine doğru siyaset kurulamıyor bir türlü.
