ATTİLA İlhan'ın ünlü kitap dizisine başlık olan "Han-gi?" parantezi günümüzün demokratları için de kulla-nılmalı?
Hangi demokrattan söz ediyoruz?
Demokrasiyi kendi siyasi çıkarları için bir araç olarak kullanan ve kendisinden başka kimse adına demok-ratik hak talep etmeyen ki-şiler mi demokrat?
Başkalarına uygulanan her türlü zorbalığa göz yu-man, hatta karar mekaniz-masını ellerinde tutarken bu zorbalıkları uygulamakta tereddüt etmeyenler mi demokrasi şampiyonu?
Hangi demokrattan söz ediyoruz.
***
GEÇEN yıl yaz aylarında, cezaevle-rindeki açlık grevleri devam ediyor-du.
On iki gencin ölümünden ve birçok kişinin ölüm sınırına gelmesinden sonra bir arabuluculuk girişimi yapıl-dı ve daha fazla ölüm olmaması için bazı kişiler devreye girdi.
Sonuçta hükümetle tutuklular ara-sında bir anlaşma sağlandı ve açlık grevleri sona erdi. Ölüm sınırındaki insanlar ambulanslarla hastaneye kaldırıldılar.
O dönemde **Hasan Celal Güzel** ad-lı bir parti başkanı çıktı ve arabulucu-luk girişimini vatan hainliğiyle suçla-yan, **DEVLET**'in mahkumla görüşe-meyeceğini belirten zehir zemberek demeçler verdi.
Tam bir yıl sonra aynı şahıs gözal-tına alınınca kıyamet koparıyor ve ay-nı **DEVLET**'i suçluyor.
Eğer **Güzel**'e, **Güzel**'in mantığıyla yaklaşılırsa **DEVLET**'e zarar veren, **DEVLET**'e ve **ORDU**'ya ait gizli bilgi-leri açığa vuran **Güzel** de aynen suç-ladığı insanlar gibi gayri meşrudur ve onunla ilişki kurmak bile vatan hain-liğidir.
Ne var ki bizim mantığımız **Hasan Celal Güzel**'inkiyle aynı değil.
Biz **Güzel**'in gözaltına alınmış ol-masına da karşı çıkıyor ve bunu de-mokratik yapıyla bağdaştıramadığı-mızı belirtiyoruz.
***
İKİLİ standart yalnız **Güzel**'in pa-tentinde değil.
Cumhuriyet tarihinin en büyük skandalı olan, kanla, cina-yetle, uyuşturucuyla, kaçak silahla beslenmiş **Susurluk** rezaletinde, **Başbakan Er-bakan**'ın "**Bunlar maskara-lık!**" dediğini ve olayı göz-den kaçırmak istediğini u-nutmadık.
Dokunulmazlık dosyaları-nın Meclis'e ulaşmasını en-gelledikleri henüz bellekler-den silinmedi.
Aydınlık Türkiye için bir dakika ışık söndürme eyle-mi yapanların, **Şevket Ka-zan** tarafından "**Mum sön-dü oynuyorlar!**" diyerek a-şağılanmasını unutmak da mümkün değil.
Hepimiz yolsuzluk dosyalarının komisyonlarda nasıl örtbas edildiği-nin tanığıyız.
Bugün hangi demokrasiden söz e-diyorsunuz?
İktidarda bulunduğunuz dönemde, dövülerek öldürülen gazeteci **Metin Göktepe**'nin kanının hesabını mı sordunuz?
Cumartesi annelerinin acısını mı paylaştınız?
Hapishaneleri dolduran yazarlara, gazetecilere, bilim adamlarına mı ar-ka çıktınız?
On altı bin faili meçhul cinayetin mi üstüne gittiniz?
Yıllardır hapiste yatan **DEP** millet-vekillerinin de Meclis üyesi olduğunu hiç hatırladınız mı?
Seçim yatırımı olarak **DEP**'lileri tu-tuklatan **Tansu Çiller** mi demokrat?
Devlet için kurşun atanları "**şeref-li**" ilan eden kişi değil mi bu?
Aynı devlet, kendisine karşı çıkın-ca mı "**ceberrut**" oluyor.
Sorunuz şu: Demokrasi sadece **Refah Partililerin, Hasan Celal Gü-zel**'in, imam hatiplilerin ve **Tansu Çiller**'in yararlanacağı bir ayrıcalık mıdır?
***
BİZ her şeye karşın, Refahlılar da-hil olmak üzere bu ülkede yaşayan herkesin demokratik haklarını ve bi-reyin devlete karşı korunması ilkesi-ni savunmayı sürdüreceğiz. Çünkü bu, bizim dünya görüşümüz.
Yalnız; demokrasiden söz eden ke-simlerin, bu duyarlık karşısındaki insanlar için de göstermelerini ve gerçek birer "**demokrat**" olmalarını diliyoruz.
