SEKİZ yıllık eğitim geçilmesi gerekli olmasına gerekli ve mutlaka çözüme kavuşturulması gerekiyor ama sekiz yıllık temel eğitimde neler öğretileceği de en az bunun kadar önemli bir konu.

Temel eğitimi bitiren çocuklarımız hangi formasyona sahip olacaklar?

Kendilerine öğretilen bilgilerle yetinmemeyi ve istedikleri bilgiye nasıl ulaşacaklarını öğrenecekler mi?

Demokratik ve katılımcı bir yurttaşlık kültürünü içlerine sindirebilecekler mi?

Uygarlığın belki de ilk koşulu olarak şiddetten uzak durmayı, başka insanlara saygı göstermeyi, doğayı sevmeyi becerebilecekler mi?

Yoksa iş olsun diye bitirilen okullardan, kültür ve eğitim düşmanı hoyrat, kaba gençler mi yetişecek?

***

KÜLTÜR dedim de içime bir hüzün çöktü.

Ne yazık ki kültür, gittikçe uzaklaşan bir gemi gibi kaybolup gidiyor.

Geçmiş kültürlerden hız alan ve yepyeni yaşama biçimleri yaratan incelmiş kültür birikimleri yerine, bir ihale, karapara, en adisinden eğlence, siyasi afur tafur ve şiddet dolambacında boğuluyoruz.

Karar mekanizmalarını ele geçirmiş olanlar, kültürün öneminin farkında değil!

Kültürle uğraşmayı gereksiz bir tüfeyli uğraşı olarak görüyorlar.

Öyle ya ciddi adamlar öyle roman, müzik, sinema falan gibi safsatalarla vakit geçirecek yerde, siyasal ya da parasal güç sahibi olarak saygı görmeyi yeğlerler.

***

ELİMDE New York Times'ın sanat eki var.

Amerika'daki altı ünlü oyun yazarı, Rus öykü ve oyun yazarı Anton Çehov'un "Üç Kızkardeş" oyunundan bir bölümünü çevirmişler. Olga'nın konuşmasına hepsi ayrı anlamlar yüklemiş.

Amerikalı yazarlar artık yeni ve orijinal bir drama yaratmanın yetmediği, eksik kaldığı görüşündeler. Bunun için **Corneille** gibi, **Çehov** gibi ustaların eserlerini günümüze uyarlıyorlar.

Zaten **Woody Allen** da "**Hanna ve Kızkardeşleri**" filminde **Çehov**'u taklit etmemiş miydi?

**New York Times**, sayfanın tepesinde koskoca bir fotoğraf yerleştirmiş.

1899 tarihli fotoğrafta **Anton Çehov** ve ünlü yönetmen **Stanislavski**, Moskova Sanat Tiyatrosu mensuplarıyla birlikte çalışırken görülüyorlar.

Amerika deyince sadece 5'inci cadde alışverişleri, Bijan mağazası, Broadway müzikalleri, Michael Jackson ve Beyaz Saray'ı hatırlayan seçkin Türklere ithaf olunur.

***

ANTON Çehov, bu günleri rüyasında görse inanmazdı herhalde!

O zarif ve içli doktor, eserlerini Fransızca'ya çevirmek isteyenlere "**Neden?**" diye sormuştu. "**Ben oyun ve öykülerimde Rus ruhunu anlatıyorum. Tamamen buraya özgü bir şey bu. Fransızlar anlamaz ki!**"

Gelin görün ki insan ruhunun derinliklerine inmeyi bilen bu dahinin oyunları, günümüzün Amerikasına uyarlanıyor.

Bu içli adam Moskova'da ilk kez sahnelenen **Martı** oyununun yuhalanması üzerine tiyatrodan doğruca istasyona koşmuş ve utanç içinde Moskova'yı terkedip taşraya yerleşmişti.

İnsanlar bazen ne kadar zalim olabiliyor!

***

ARABESKE, vıcık vıcık TV programlarına, cinselliğe odaklanan pop göbek havalarına, Türkçe özürlü siyasilerimize ve gittikçe kabalaşan günlük yaşamımıza karşın, kültür yazıları yazmayı sürdüreceğiz.

Çünkü biliyoruz ki bu ülkede, **New York Times** okurları kadar nitelikli ve kültüre gereksinme duyan yüz binlerce kişi yaşıyor.