AMERİKALI Samuel Huntington'ın "uygarlıklar çatışması" tezi dünyada büyük yankılar yarattı.
Öylesine ki; Huntington adının geçmediği bir düşünce forumuna rastlamak olanaksız.
Huntington ve Fukuyama bir anlamda, düşünce dünyasının folklorik figürleri haline geldiler.
(Laf aramızda artık bu isimleri duyunca içime fenalık basmakta.)
***
HUNTİNGTON'ın tezi dünyadaki değişik uygarlıkların çatışacağı tahminine dayanıyor.
Biz Türkiye'de değişik uygarlıkların izlerini barındırmamıza rağmen, böyle bir kültür savaşı yaşamıyoruz.
Ne var ki biz de tam bir "uygarlık düzeyleri" çatışmasının göbeğindeyiz.
Uygarlık merdiveninin değişik basamaklarında yer alan kişiler, artık ayrı dünyaların insanları haline geldiler.
***
BİR örnek verelim:
Geçen pazar akşamı İstanbul'da Fenerbahçe - Galatasaray maçı vardı.
Kanal D ekranında izlediğim kadarıyla, maçtan çıkan bir takım öfkeli gençler, birbirlerine usturayla, bıçakla saldırıyor ve yere düşürdükleri insanı öldüresiye tekmeleyip paramparça ederek, öç alma duygularını tatmin ediyorlardı.
Gerilmiş yüzlerinde ve ihtiraslı ağızlarında sonsuz bir cehaletin ve ruh hastalıklarının çarpık izlerini okumak mümkündü.
Nefret doluydular.
Küfür etmeye, vurmaya kırmaya, öldürmeye koşullanmışlardı.
***
AYNI gün aynı saatte Fenerbahçe stadyumunda ise müzik dinlemeye gelmiş insanlar vardı.
Olağanüstü uygar, huzurlu, sevgi dolu, gülümseyen, temiz, pırıl pırıl bir kitleydi bu.
Dünyayı kendilerine imrendirecek kadar uygardılar.
Genç, yaşlı, kadın, erkek demeden bir araya gelmiş olan bu kitle, çevresine yardım etme, insana ve doğaya kıymama duygularının aydınlığıyla pırıl pırıl parlıyordu.
Mayıs ayında Ankara Hipodromundaki yarım milyon insan da böyleydi.
Dostluk şarkıları söylüyor, el ele tutuşup müthiş bir dayanışma sergiliyor, sonra da en ufak bir olay çıkmadan, sert bir söz bile duyulmadan sessizce, bir ipek yumuşaklığında dağılıp gidiyorlardı.
***
BU iki kesim de aynı ülkenin yurttaşıydı ama ayrı uygarlık düzeylerinde bulundukları için farklılaşmışlardı.
Bazı ilkel beyinlerin kalıplaştırdığı gibi sağcı ya da solcu olmakla da ilgisi yoktu bunun.
Konser dinlemeye gelenlerin içinde her siyasi görüşten insan vardı.
Ortak özellikleri uygar ve gelişmiş olmalarıydı.
***
GELELİM devletin ve güvenlik güçlerinin tavrına!
Aklı başında olan her ülke, uygar ve gelişmiş kitleleri, diğerlerine örnek gösterip, barış dolu insanlarıyla övünür değil mi?
Gelin görün ki Türkiye'de tam tersi oluyor.
Maçtan çıkıp birbirine öldüresiye girişenler hakkında hiçbir işlem yapılmıyor ama Ankara Hipodromunda konsere gelenler potansiyel suçlular gibi görülüyorlar.
Mecidiyeköy'de kan gövdeyi götürürken ortalıkta hiç polis görülmüyor ama Fenerbahçe'deki barış ve huzur dolu aydınlık insanlara yüzlerce polis ve iki panzer gönderiliyor.
Oysa bu konserlere gelen insanlar bırakın olay çıkarmayı, arkalarında çöp bile bırakmıyorlar.
***
EĞER Türkiye huzuru, barışı, uygarlığı, bilgiyi ve temizliği seçen bir ülke olmak istiyorsa, bu büyük ve aydınlık kitleyi kendisine örnek almalı.
Karanlığın ve cehaletin ilkelliğini, bilginin aydınlığına tercih eden bir ülke olabilir mi?
Not: MilHa muhabiri Kemal Bağcı kardeşimizin ölümü yüreğimi dağladı. Haber peşinde koşmak için bin bir çileyi ve tehlikeyi göğüsleyen haberci dostlarımız bir şehit daha verdi. Ailesinin ve yakınlarının acısını paylaşırken, yaralı arkadaşlarımıza acil şifalar dilerim.
E mail: livaneli@milliyet.com.tr / Livaneli@Planet.com.tr
