Türkiye’nin bir numaralı sorunu kültür. Eğer siyasi iktidarlar rant paylaştırma aracı haline gelmişse, genç çocuklar tarikat bataklıklarında boğuluyorsa bu, kültür yapımızdaki erozyondan, çürümeden kaynaklanıyor. Geleneksel kültürden kopmuş, çağdaş değerleri bir türlü benimseyememiş bir toplumun arada kalmış insanları olarak çırpınıp duruyoruz. Ve bunun bir kültür sorunu olduğunu bir türlü göremiyoruz nedense. Fabrikada, işverenle çalışanın ilişkisidir kültür. Siyasi geleneklerimizin tabanında kültür var. Her yıl trafik kazalarına bunca kurban vermemizin tek nedeni kültürümüzdeki çarpıklıktır. Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki atılım ruhunu, inancı, onurlu ve bağımsız tavrı yitirdiğimiz düşünülüyorsa eğer, bu da bir kültür sorunudur. Bütün sorunlarımızın kaynağı kültüre dayandığına göre, çözüm de yine kültürdedir. Bunun başka yolu yok. Bir ülkenin kültür yaşamı boşluk kaldırmaz.

Bazı kitapların isimleri daha ilk okuyuşta vurur sizi derin izler bırakır ve bir daha da unutulmaz. Jorge Luis Borges’in “Alçaklığın Evrensel Tarihi” de unutulmazlar arasında. Borges bu kitapta, her zamanki soğukkanlı ve mizahi duruşunu koruyarak ünlü “alçak” ları anlatıyor. Kitabı okuyunca alçaklığın ya da rezilliğin ülkesi, kültürü, vatanı ve dini olmadığını anlıyorsunuz. Peki alçaklığın panzehri nedir? İnsanoğlu alçaklıktan nasıl kurtulabilir? Ben buna “merhamet” diye cevap veriyorum. Çoktandır sözlüklerimizden silip attığımız ve artık kimsenin kullanmadığı şu eski “merhamet” kelimesi var ya, işte alçaklığın panzehri bu kavram. İnsanın insana, doğaya, hayvanlara, bitkilere merhamet duyması. Ne yazık ki modern dünyada bu insanca duygu -belki de insanoğlunun en temel duygusu- giderek azalıyor. Evrensel alçaklık her gün daha çok kişiyi pençesine alıyor. Hatta bugünün kitle kültürü alçaklığı, acımasızlığı, vahşeti ve zulmü kışkırtıyor. Merhamet, dostluk, kardeşlik gibi kavramlar giderek timsahlaşan dünyada “naiv” sayılıyor. Oysa insanoğlu sosyal bir yaratıktır. Dayanışma olmadan ayakta kalamaz. Ben yine de umudumu yitirmiyorum: Alçaklığın evrensel tarihi yanında bir de insanlığın evrensel tarihi var. Ve bu tarih, gelip geçici vahşet akımını yenecek güçte. Çünkü uluslararası ve ulusal hukukun hiçe sayıldığı, bileği güçlü olanın ya da elinde silah tutanın karşısındakini tepelediği bir dünya modeli çok fazla devam edemez. Tarihte bunca zalim diktatörlük bunun için yıkıldı. Bugünküler de yıkılır, merak etmeyin!