“Savaş bir erkek davranışıdır” dersek pek de haksız olmayız. Bir kadın, erkek gibi yok edici olamaz. Çünkü bir insan doğurmanın ve yetiştirmenin ne demek olduğunu bilir. Erkek gibi, dölleyip de yoluna gitmemiştir o. Çocuk doğurmanın acısını, sancısını çekmiş, canından can kopmasının şiddetini yaşamıştır. Sonra o çocuğu emzirmiş, beslemiş, yirmi yıl üzerine titremiştir. Erkekler çocuğu alır, asker yapar, cepheye gönderirler ve “bum!” Çocuk artık yok! Kadınlar, bu yok oluşun ne derece yanlış, vahşi ve doğaya aykırı bir durum olduğunu iliğinde kemiğinde duyar. Belki de ileride, bu çıldırmış dünyayı kadınlar düzeltecek.

***

Öz malımız olan kültür değerlerini parça parça bölmeyi, kategorilere ayırmayı ve bölük bölük saf tutup mücadele etmeyi çok severiz. Eğer Osmanlı varsa Cumhuriyet yok, Cumhuriyet varsa Osmanlı yok. Halk edebiyatı varsa divan edebiyatı yok, divan varsa halk yok! Niye bu kadar kategorik ve bölmeli düşünüyoruz bilmem ki! Bir çocuğun bile aklına ilk gelecek çözüm şudur: Hem eski, hem yeni bir arada var olamıyor mu? Çağdaş edebiyatı Yunus Emre’den, Karacaoğlan’dan, Fuzuli’den, Pir Sultan Abdal’dan, Şeyh Galib’den, Evliya Çelebi’den, Baki’den, Nedim’den, Nefi’den ayrı düşünmek mümkün mü? Köksüz edebiyat olur mu hiç? İngiltere’de Shakespeare’in dilini bugünkü kuşaklar anlamıyor diye “eski edebiyat” sayarak okul kitaplarından çıkarmak, kimsenin teklif edemeyeceği bir cüret anlamına gelir. Hele Shakespeare okuyan çocukların sıkılacağı iddiasını öne sürmek size deli gözüyle bakılması sonucunu doğurur. Bugünkü Alman gençliğine Goethe de sıkıcı gelebilir, Schiller de Fransız öğrenciler Madame Bovary’den bizim aldığımız zevki almayabilirler ama edebiyat dersleri Pokemon ya da Matrix kadar eğlendirici olmak zorunda değildir zaten. Müzik ve edebiyat derslerinde amaç, eğlendirmek değil öğrencinin kavrayışını, beğeni düzeyini ve kalite duygusunu yükseltip Beethoven’dan, Schiller’den, Şeyh Galip’ten, Fuzuli’den, Itri’den zevk almasını sağlamaktır. Klasik edebiyat da bizimdir, halk edebiyatı da, çağdaş edebiyat da! Hatta insan olarak dünya edebiyatı da bizimdir. Hiçbirinden vazgeçmek zorunda değiliz.