Halk, generallerini, albaylarını, yarbaylarını sevgi gösteriyle bağrına basıyor. Ülkesi için canını ortaya koyan ve gözünü budaktan sakınmayan kahramanlarıyla övünüyor herkes. Gökyüzünü ipek bir kumaş gibi yırtıveren savaş uçaklarının gümbürtüsüne, yere paraşütlerle süzülen eski muhariplerin zarif görüntüleri eşlik etmekte. Ordu ve komutanlar gerçekten de halkıyla, ülkesiyle bütünleşmiş. Sevgi gösterileri karşısında gözleri nemleniyor, yürekleri kabarıyor. Bir kez daha ülkelerini ne kadar derin bir şekilde sevdiklerini düşünüyorlar. Gözleri bu kez de yanıbaşlarında şehit düşen ve hep genç kalacak arkadaşlarının güleç hayaliyle buğulanıyor. Evet! Bunlar D-day kahramanları. Normandiya çıkarmasının ellinci yıldönümünde buluşan kahraman, yurtsever askerler. Avrupa’yı Nazi kanserinden kurtaran ve milyonlarca insana özgürlük getiren bir savaşın mimarları. Özgür Avrupa’nın anti-faşist bilincini geliştiren, iç politikayla uğraşmayı akıllarından bile geçirmeden, ülkeleri için dövüşen asker gibi askerler!
Avrupa Normandiya çıkarmasının 50. Yıldönümünü kitaplar, filmler, diskler ve törenlerle kutlarken, bizde de 34 yıl öncesinin tartışmaları yapılıyor. 27 Mayısçı Orhan Erkanlı ATV ekranında; “Subaylar da diğerleri gibi devlet memurudur diyerek orduyu tahrik etmeyin. Kızdırmayın!” diyor. “Bir subayı nasıl diğer devlet memurlarıyla kıyaslarsınız?” Sonra bir takım eski subaylar ve eski gazeteciler 34 yıl önce nasıl ihtilal yaptıklarını ballandıra ballandıra anlatıyorlar. Bir kısım ordu mensupları, halkın oylarıyla gelmiş bir başbakanı ipin ucunda sallandırmış olma şerefini paylaşamıyorlar bir türlü. (İyi ki ordunun tümü böyle düşünmüyor.) Mertliğiyle tanınan Cemal Aga, Cumhurbaşkanlığına layık gördüğü Adnan Menderes’i asıyor. Ömürlerini, kayınpederin politikalarını savunma misyonuna adamış sivik gazeteciler, tahkikat komisyonlarının, bir ihtilali ve idamları meşru kıldığı görüşünü savunuyor. Bir başka ihtilalci, Kuleli’de edindiği derin ekonomi bilgisiyle; “İyi ama” diyor. “ O zaman sadece 18 ton altın kalmıştı.” Bu mantığa göre Menderes’ten sonra gelen hükümetleri değil idam etmek, kazığa oturtsalar yeridir.
Avrupa, Normandiya çıkarmasının kahramanlarıyla övünmekte. Bizimkiler ise başbakan asma marifetlerini savunmaya çalışıyorlar. İşte böyle! Her asker Normandiya’ya çıkmaz ki! Bazen de bizimkiler gibi Çankaya’ya çıkar! Sonra da oturur “Demokrasimiz niye kavak ağacına çıkıyor hep?” diye düşünür dururuz!
