Oldum olası fikirle küfürün birbirine karıştırılmasından rahatsız olurum. Türkiye’deki tartışmaların, düşünce düzeyini bir hayli aşağılara düşüren cinsel çağrışımlı küfürlerle dolu olması, sağlıklı bir ortama kavuşmamızı engelliyor. Bu yüzden her zaman “Solak, kızıl, satılmış, Babıali’nin Pravdası, dönek, liboş vs” gibi deyimlerin karşısında oldum. Düşüncesine katılmadığım insanların, kişiliklerini değil, sadece düşüncelerini eleştirmek yolunu seçiyorum. Bu yazının da, belirttiğim ilkeler çerçevesinde anlaşılmasını istiyorum.
Öyle sanıyorum ki en geç pazartesi günü Sayın Mümtaz Soysal’ın Dışişleri Bakanı olduğu açıklanacak. Bu değerli dostumu şimdiden kutlarım. Gene de basındaki bir çok kalem gibi ben de Hikmet Çetin’in değiştirilme gerekçesini anlayamadığımı itiraf etmeliyim. Hikmet Çetin ve Özdem Sanberk’in, Türkiye’nin en güç günlerinde büyük bir özveriyle çalıştıkları ve başarılı oldukları kanısındayım. Gelmiş geçmiş en başarılı Kültür Bakanı olan Fikri Sağlar’ın da değiştirilmesi ihtimali var. Böylece SHP, başarılı bakanlarını yiyen bir makineye dönüşüyor.
Mümtaz Soysal’ın görüşleri kamuoyunca bilinmekte. Sayın Profesör, özelleştirmeye karşı savaş açmış bir devletçidir. Gümrük Birliği’ne karşıdır. Türkiye’nin batılılaşma çabalarının karşısında yer almaktadır. Sovyetler Birliği ordusunun Gorbaçov’a karşı başlattığı darbeyi alkışlamıştır. Saddam Hüseyin’i desteklemektedir. Kıbrıs ve diğer ulusal konularda, kendini “milliyetçi” olarak tanımlayan kesime yakın duran bir tavrı vardır. Bütün bunlar, Sayın Soysal’ın samimi düşünceleridir ve her düşünce gibi saygı duymak gerekir.
Ben Soysal’n Dışişleri Bakanlığı’nın hükümette bir “düşünce kaos”u yaratacağı kanısındayım. Çünkü Tansu Çiller, kendi özelleştirme yetkilerini ve kararnamelerini iptal ettiren bir “devletçi görüş”le nasıl çalışacak? Gümrük Birliği’ne altı ay kala, hazırlık politikalarını, bu birliğe karşı olan bir Dışişleri Bakanı’yla mı gerçekleştirecek? Soysal’n görüşleri, Türkiye’nin Atatürk’ten bu yana resmi olarak devam ettirdiği “Batı Kampında” yer alma ilkesiyle özdeşleşmediğine göre, kim taviz verecek? Hükümet mi? Sayın Soysal mı? İnsan hakları konusunda köşeye sıkıştığımız ve batıdan dışlanmamız tehlikesinin baş gösterdiği bir ortamda Mümtaz Soysal’ın Dışişleri Bakanlığı, bu sürece nasıl etki yapacak? İşte aklıma takılan sorular bunlar.
