Günün soruları aklımı kurcalarken bir yandan da Türk siyasi yaşamındaki belirsizlikleri düşünüyorum: Aynı görüşlere sahip kişiler, değişik partilere yayılmış durumda. Mümtaz Soysal, Bülent Ecevit, Coşkun Kırca gibi isimlerin bir araya gelmelerinde büyük yarar olduğunu sanıyorum. Çünkü bazı nüanslar dışında, temel konularda ortak görüşlere sahipler. Ne var ki üçü de ayrı partiye mensup. Onlar gibi düşünmeyen insanların ise bir başka partide merkezleşmeleri gerekiyor. Çünkü yukarda saydığım konular, ayrıntı değil, temel düşünce farklılıkları. Gelecek haftadan itibaren Türkiye’yi, temel konularda birbirine zıt düşüncelere sahip bakanlardan oluşan bir kabine yönetecek.
“Solda Birlik” sorununa da bu açıdan bakmak gerekiyor. Birbirine taban tabana zıt düşüncelere sahip insanların bir araya gelmesi ve aritmetik bir büyüklük sağlaması, solu başarıya götürmeye yetmeyecek. Öyle görünüyor ki önümüzdeki aylarda sol, bugünkünden daha sağlıklı bir sınıflanmayla, temel görüşlerine göre ayrışacak. Bir tarafta devletçiliği, üçüncü dünyacılığı, milliyetçiliği, Diyanet İşleri laikliğini ve batı karşıtı olmayı savunan bir sol görüş. Diğer yanda ise modern batı sosyalizmi ile bütünleşmeyi, sosyal pazar ekonomisi içinde işçi sınıfının modern örgütlenmesine ve haklarına sahip çıkılmasını, Türkiye’nin ırk ve vicdan çeşitliliğini kabul eden bir demokrasi anlayışını ilke edinen bir “sol” anlayış. Eğer Türkiye solu, bu iki ana çizgi çevresinde birleşir ve kendi içlerinde tutarlı olurlarsa, tablo aydınlanır ve kavram kargaşası sona erer. Bu kadar derin görüş ayrılıklarının olduğu yerde en az iki sol partiye ihtiyaç var. Sol partiler şu anda, lider ve kadroların rastlantıyla bir araya geldiği ilkesiz kümeleşmeler biçiminde. Dünyaya ve Türkiye’ye bakışları bu kadar farklı olan insanların hala aynı partide kalmayı sürdürmesi geçici bir işbirliğinden öteye bir anlam taşımaz.
Solda durum böyle ama sağda DYP ile ANAP arasında böyle temel farklılıklar yok. Lider sorunlarını aşabilirlerse DYP ve ANAP birleşmesi daha bir mümkün görünüyor.
Eğer daha erkene alınmazsa, önümüzdeki seçimin tarihi Ekim 1995’tir. Siyasi yapının, toplumdaki eğilimleri yansıtmadığı bir temsil tablosu ancak bu kadar dayanabilir. Eğer merkez sol ve sağ, önümüzdeki seçimlere bu dağınık tabloyla girerlerse, seçimin galibi REFAH Partisi olacaktır. Şu anda bile REFAH her gün mevzi kazanıyor. Ne var ki iş 95 Ekim’ine de kalmayabilir. Belirtilere göre, soldaki çalkantının şiddeti artacak ve sonbaharda SHP bir kurultay dönemi geçirecek. Hükümet için patlayan lastiği değiştirmek kolay ama bir arabanın kaç yedek lastiği olur ki?
