Geçenlerde "icat çıkarmak" kavramı üzerine bir yazı yazmıştım.

Sıradanlığın ve basmakalıp alışkanlıkların dışına çıkmak isteyen her yaratıcı güç bu ihtarla karşılaşırdı:

"Şimdi icat çıkarma!"

Yeni düşünceler üstüne kafa yormak isteyen ve durmadan soru soran yenilikçi çocukların ortak kaderiydi bu.

"Nerede görülmüş?"

Zavallı çocuk; "daha iyi ya! Herşeyin ilk kez görüldüğü bir yer vardır" cevabını veremeyeceğine göre susar ve heyecanlarını "sıradanın egemenliği" üzerine kurmaya çalışırdı.

Çünkü toplum "ortalama insan"a göre düzenlenmişti. Daha zeki ve daha yaratıcı olanların hiç bir şansı yoktu.

Eski köye yeni adet getirilmeyecekti.

Makbul adam, ağır, oturaklı, yerli yersiz laflar etmeyen ve beklenmedik davranışları olmayan adamdı.

Böyleleri el üstünde tutulur, alışılmamışlar ise "zıpır" olarak nitelenirdi.

Böylesine alışkanlıkların yerleştiği Türkiye'de Turgut Özal büyük tartışmalara neden oldu.

Bir kere statükoya uymuyor, aklına eseni yapıyor ve acaip fikirler öne sürüyordu.

"Köprüyü satacağım!" sloganıyla başlamıştı ve her sözü toplumu şaşırtıyordu.

Kısacası Turgut Özal "icat çıkaran" bir Cumhurbaşkanı idi.

Darbe lideri Kenan Evren'e bile saygı gösteren "demokratlar" Turgut Özal'a "alışamıyordu".

Çünkü Turgut Özal, klasik Cumhurbaşkanı tanımına uymuyordu.

Elbette Turgut Özal antipatisinin başka nedenleri de vardı: Ailesi, ilkesiz davranışları, yolsuzluklar ve demokrasi konusunda etik bir anlayışa sahip olmayışı vs.

Ama bir kesim de bu "icat çıkaran" Cumhurbaşkanına tepki duyuyordu.

Şimdi öğreniyorum ki Turgut Özal Amerika'da bu gözlemi doğrulayan konuşmalar yapmış.

Türk-Amerikan işadamlarının onuruna verdiği yemekte konuşurken; "Bu ülkeyi iyi izleyin" demiş. "Burası bir icatlar ülkesidir. Kendisini fıçı içinde Niagara şelalesine atan adama deli gözüyle bakabilirsiniz. Ama o delilik önemli buluşlara yolaçabilir. Lindbergh, tek motorlu uçağıyla Atlantik'i geçtiğinde alışılmadık bir delilik yapıyordu. O dönemde hanginiz o uçağa binmeye cesaret edebilirdiniz? Ama şimdi Atlantik ötesi jetler başarılarını Lindbergh'e borçlular. Toplumlar alışılmadık davranışlarla, icatlarla, delilik gibi görünen deneylerle gelişir."

Bu sözlere katılmamak mümkün değil. Kanat takıp Galata Kulesinden Üsküdar'a uçan Hezarfen Ahmet Çelebi'yi cezalandırmış bir ülke olarak, bu konuda özeleştiri yapmalıyız.

En ilericimizin bile kafasında belli tutuculuklar var.

Yazımı "icat çıkaran çocuğu cezalandırırlar ama bu sefer o çocuk Cumhurbaşkanı" diye bitirmiştim.

Sonradan duyduğuma göre Ufuk Güldemir Washington'da Özal'a; "Sizin bu sözlerinizi söyleyene Türkiye'de hapis cezası veriyorlar" demiş.

Özal cevap vermiş:

"Ama ben Cumhurbaşkanı'yım."