Yıllardır hayatımıza giren, her gün ekranda izlediğimiz, ifadelerini en ufak mimiklerine kadar ezberlediğimiz siyasilere bakıyorum ve onları birer roman kahramanı olarak canlandırmak, psikolojik yapılarının derinliklerine inmek istiyorum. Niçin bu kadar hırslılar? Neden bu kadar öfkeliler? Kişiliklerinin eğilip bükülmesini, dün ak dediklerine bugün kara diyecek kadar kendi gözlerinde alçalmayı nasıl kabullenebiliyorlar? Onları iktidar koltuğuna bağlayan temel duygu ne? (Bu arada iktidarın, sadece hükümet makamı olmadığını hatırlatayım. Her parti, her kurum, hatta her aile, kendi içinde iktidar biçimleri taşıyor.) Neden yaşamlarını, onurlarını feda edecek kadar önem veriyorlar politik başarıya? Böyle bir hırsa sahip olmayan biz sıradan ölümlüler, bu duyguyu anlayamıyoruz. İnsanları yönetme ihtirası mı bu? Alkışlanmak ihtiyacı mı? Meydanlarda kitlelere seslenme heyecanı mı? Aman kimse "Memleket sevdası" demesin! Bu ancak Mustafa Kemal, İsmet Paşa kalibresindeki tarihsel kişiliklere uygun bir sözdür.

DEMOKRASİNİN DENETİM MEKANİZMALARI

Bir de işin başka boyutu var. İktidar, çürüme makamıdır. Eline güç geçiren insan, ister istemez yozlaşır. Kendisi dirense bile onu yozlaştırırlar. Çevresindeki insanların bedenlerine ve ruhlarına hükmetme duygusu, bir faninin kolay kolay üstesinden gelebileceği bir şey değildir. Zaten demokrasi bu yüzden gereklidir. Demokrasinin ilk koşulu olan karşılıklı denetim mekanizması, insanları monarşinin çılgınlıklarından korur. Yalnız bu denetim, herkes için geçerli olmalıdır. Mesela, bir yayın kuruluşundaki iktidar da aynen siyasi iktidar gibi yozlaşmaya çok yatkın bir makamdır. Siyasilerin yaşamlarını büyüteç altına alıp didik didik eden basın, denetim dışı kalmamalıdır. Basın mensubunun da yaşamı, aynen siyasetçi gibi incelenmeli ve toplumu koruyan ahlaki değerler onun için de geçerli olmalıdır. Çünkü toplumu siyasetçi kadar, belki de ondan daha çok etkileme gücünü elinde tutmaktadır. Böyle bir güç denetim dışı bırakılamaz. Siyasetçilerin dokunulmazlığını sınırlandırma girişimlerinin hız kazandığı bugünlerde, basının dokunulmazlığı tartışma dışı kalmamalıdır.