LONDRA-Siyasi partiler ve kişiler arasındaki iktidar savaşının gizli saklı bir yanı yok. Pençesine aldığı insanları nasıl yakıcı bir ihtirasla kavurduğunu hepimiz biliyoruz. Bir de gündelik yaşamdaki iktidar savaşları var: İş yerinde, evde, kadınla erkek, baba ile oğul arasındaki iktidar savaşları. Son yılların gözde Amerikalı oyun yazarı ve senaristi David Mamet bu konuyu işlemiş ve oyunu Harold Pinter sahneye koymuş. Adını Oleanna. Şu anda New York ve Londra’da kapalı gişe oynayan Oleanna’yı, 1892’de yapılmış olan Duke of York Tiyatrosu’nda izledik. Oyunda iki kişi var: Bir kolej profesörü ve kız öğrencisi. Onları profesörün odasında görüyoruz. Kız öğrenci dersleri anlayamadığından yakınıyor, hocanın yazdığı kitabı kaç kez okuduğu halde anlayamamış ve bunun kendisine ait büyük bir kusur olduğunu düşünüyor. Çünkü “öteki” ler anlamaktadır. Anlayamayan bir tek kendisidir. Yeni bir ev satın alma telaşında olan ve karısından gelen telefonlarla bu konunun ayrıntılarını çözmeye çalışan profesör, öğrenciyi bir an önce başından savmak isteyerek dinliyor. Ama kızım probleminin ciddi olduğunu görünce randevularını İptal edip, öğrenciyle özel olarak uğraşmaya başlıyor. Eğitim sisteminin yanmış olduğuna inandığını söylüyor. Kızın kendisini dünyada tek problemli insan sanmaması için, kendisinin de problemleri olduğunu anlatıyor. Öğrenci ne gibi problemleri olduğunu sorunca da o sırada gelen telefonları kastederek, “Mesela karım” diyor. Öğrenciyi özel olarak yetiştirmek için söz veriyor. Kendisini aptal bulan kızın ağlamaya başlaması üzerine de omuzunu tutup onu teselli etmeye çalışıyor.

Oyunun ikinci perdesinde hoca-öğrenci ilişkisinin alt üst olmuş biçimini görüyoruz: Kız öğrenci bir şikayet dosyası hazırlamış ve profesörün kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu anlatmıştır. İddiasına göre hoca, ona çıkart özel ders vermeyi önermiş, karısıyla problemleri olduğunu anlatmış ve masadan kalkıp gelerek olmaz sarılmıştır. Öğrenci, bu suçlamalarla serseme dönmüş olan profesör de müthiş bir baskı kurar. İlk bölümdeki babacan bir tavır taşıyan otoriter hoca ve korkak kız öğrenci rolleri yerini, korkmuş bir profesör ve üstünlüğü eline almış bir kız öğrenciye bırakmıştır. Öğrenci, bu şantajı sürdürmemek karşılığında profesörden ilginç fedakarlıklar beklemektedir. Bunlar arasında hocanın eğitimi bırakması ve kendi kitabını yasaklatması vardır. Bu arada gelen bir telefon, kızla öğrencinin kendisini “ırza tecavüz” le suçladığını bildirir. Çileden çıkan profesör kendini tutamayıp öğrenciyi döver ve her şeyi o anda yitirir. Yerden zafer kazanmış bir komutan edasıyla kalkan kızı öğrenci, isteklerini(daha önceden kağıt hazırlamıştır) kabul ettirir ve profesör “gençlere karşı görevlerini yerine getiremediğini” söyleyerek idam fermanını imzalar.