"Filmlerde durmadan tabancalar patlıyor, televizyon her akşam öldürülen insanların görüntüleriyle dolu. Oysa insanoğlunun içinde kendi hemcinsini yoketmeye karşı bir doğal engel vardır, "Lombroso ve Ferri" gibi hukukçular doğuştan cani dedikleri bazı tiplemeler yaparlar, onların dışında kalanların tümünü de kendi hemcinslerini öldürmeye doğal engel taşıyan yaratıklar olarak tanımlarlar. Bu doğal engel sınırı aşılıyor, çünkü o kadar kolay ve komik bir şey ki, film gibi, bir düğmeye basar gibi tetiğe basıyorsunuz, karşınızdaki adam ölüyor. O kadar kolay ki, her gün zaten yüzlerce kez görüyoruz bunu. Dolayısıyla medyanın ve iletişimin bu boyutlara gelmesini ben yararlı olarak görmüyorum.
"Peki bundan kurtuluşumuz nedir? Nereye doğru varmalıyız? Medya, her yörenin, her bireyin ve her birimin kendi özel zevklerini kendi yöresel kültürünü yaşatacağı bölünmelere giderse, o zaman bir kurtuluş olabilecek. Bundan geri dönüş yok. Eskisi gibi bir tane kanalımız olsun, ya da çok daha az enformasyon çağına geri dönelim diyemeyiz, çünkü tarihi geri döndüremeyeceğiz. O zaman bir tek yol kalıyor, biz köprünün ortasındayız, ileriye doğru koşalım. Köprünün ötesine geçtiğimiz zaman belki 80 kanal da değil, 500 kanal olacak. 500 kanal olduğu zaman bunları izlemek kantite olarak, fizik olarak imkansızdır. O zaman ben ne yapacağım? Ben Trabzonlu isem, Trabzon'da oturuyorsam, Trabzon kanalını açacağım. Hatta Trabzon'da oturup spordan zevk alan bir insan olarak Trabzon'a özgü spor kanalını izleyeceğim. Komşum da Trabzon'a özgü kültür ve sanat kanalını izleyecek. Dolayısıyla hem biz lokal zevklerimizi, kimliğimizi yaşatabileceğiz, hem de bu şelalenin, bu bilgi akışı şelalesinin altında boğulmaktan kurtulacağız. Böyle olmazsa iletişimin bugün hepimizin üstüne örttüğü Anglo-Sakson şemsiyesinin altında nefes alamayız.
"İletişimin olumsuz etkilerinden başlayarak vardığım sonuç, iletişim araçlarının daha da fazla yayılması ve genişlemesi için ne mümkünse yapılmalı. Böyle bir diyalektik yan var iletişimde.
"Orvell, "1984"te bir öngörüde bulundu ve bu öngörü gerçekleşmedi. Bütün insanların ağabey tarafından gözetlendikleri, "Big brother is watc-hing you" mottosuyla yola çıktığı, herkesin kontrol altında olduğu bir tekelleşme olmadı. Tam tersine tekelleşmelerin kırılması sürecine girdik. O bakımdan ben 21. yüzyılla ilgili vizyonu da böyle görüyorum. Yerel kültürlerin ve bu kültürel kimliklerin zaferi olacaktır 21. yüzyıl. Ben bütün bu lokal kültürlerin çok önemseneceği kanısındayım. Çünkü zaten çok önemliler. Yüzyıllar boyunca çok önemlilerdi. İnsanlar birbirlerinden böyle etkilendiler, böyle dünya kültürünü oluşturdular. Ama biz şimdi çok hızlı ve çabuk ve kendi istediğimiz yönde insanları etkiler ve yönetir duruma geldik. İnsanlığın bunu kırması lazım ve bunu mutlaka kıracaktır. Her yörenin kendi kimliği tekrar o büyük mozaik içinde, o büyük insanlık ailesi içinde ortaya çıkacaktır."
