İnsanın nasıl zengini ve garibanı varsa, hayvanın da var. Sosyete köpekleri özel kuaförlere götürülüp, Avrupa şampuanlarla yıkanıp, ithal yiyeceklerle beslenirken, hayvanların çoğunluğu sokaklarda ölümle, soğukla, açlıkla, haftalıkla boğuşuyor. İstanbul gibi acımasız ve sert bir şehirde doğan el kadar bir köpek ya da kedi yavrusunun kaderi ya bir otomobil altında ezilmek ya da yarısı ezilmiş olarak felçli bir yaşam sürdürmek. Soğuk, buz kesmiş gecelerde donarak, açlıktan titreyerek işkence çeken bu yavrucuklar, bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir de gelenden geçenden tekme yiyor, çocuklar tarafından taşla kovalanıyor.Oysa dünyaya gelmiş olması onun suçu değil ki! Hiç kimseye kötülük düşünmeyen, sevgiye, okşanmaya, dostluğa muhtaç ve kendisine uzanacak her dostluk eline kul köle olmaya razı bu sevimli canlıların kaderi belediyelerin atığı zehirli yiyeceklerle kıvrana kıvrana can vermek olmamalı.
İşte fikir, bu zavallı hayvanlara yardımcı olmak, yapımı yarım kalmış bir hastaneyi tamamlayarak kısırlaştırılmalarını sağlamak, bu yolla sayılarını azaltmak esasına dayanıyordu. Aylin’in büyük heyecanı ve geceli gündüzlü uğraşısıyla salı akşamı Açıkhava Tiyatrosu’nda bir araya geldik. Nükhet Duru, Ajda Pekkan, Leman Sam, Yonca Evcimik, Eda Özülkü, Fatih Mühürdür, Sezen Cumhur Önal, Özcan Deniz, Gökhan Kırdar ve Yeliz’le birlikte bu amaç uğruna şarkı söyledik.
Şimdi bazıları kalkıp “ insanlar dururken neden hayvanlara yardım edildiğini” sorabilir. Bu konseri gereksiz bulabilir. İyi ama toplumdaki sorunlar sıraya konmaz ki… Hepsi iç içe gelişir. Biz hasta çocuklarımız için de konser yaptık, özürlüler için de. Yardım konserlerine gene devam edeceğiz.
İnsanı sevmek, canlıyı sevmekten geçer. Bunlar bir bütündür. Hayvanları sokakta katledilen hiçbir uygar ülke yoktur. İnsan haklarına duyarlı olan kişi, diğer canlıların çektiği acılarla da dertlenir.
Eski İstanbul yaşamında, evlerin kapısına büyük kapılar yerleştirmek ve artan yemekleri buraya dökerek aç hayvanların beslenmesini sağlamak alışkanlığı varmış. Aç canlıları doyurmanın büyük sevap sayıldığı bir geleneğe sahibiz. Ne var ki bütün güzel geleneklerimiz gibi bu insani alışkanlığı da yitirdiğimiz için, her gün binlerce canlıya eziyet eden zalim bir kent yaşamı sürdürüyoruz.
Çeşitli amaçlarla yapılan yardım konserlerinde, elde edilen gelirin yerine ulaşıp ulaşmadığı sorunu var. Bu yönde bizi uyaran okurlarıma teşekkür ederek, konserden sağlanan gelirin nasıl harcandığını denetleyeceğimizi, bu konunun takipçisi olacağımızı duyurmak istiyorum.
