İRAN yönetimleri, muhalifleri öldürme emri verirken "vatanı kurtardıklarını" düşünüyorlardı.

Gizli operasyonlar düzenleyerek İran'ın yüce çıkarlarını koruyacaklar ve millete rağmen millet için eylemlere girişeceklerdi.

Çünkü millet bir sürüydü ve herşeyi bilmesi gerekmezdi.

Başındaki çobanların bilgi sahibi ve kararlı olmaları yeterliydi.

İşte bu bilgi sahibi ve kararlı çobanlar, kapalı kapılar ardında yüce İran ulusu adına kararlar verdiler ve gizli operasyonları uygulamaya soktular.

Şimdi sorarsanız, onların İran için düşündükleri ve yaptıkları şeyleri hayal bile edemeyeceğimizi söylerler.

Onlar "bu cennet vatan" için ne fedakarlıklara katlanmış ve nice gizli operasyonla ülkeyi felaketlerden korumuşlardır.

Vatanı kurtarmak gibi kutsal bir amaç uğruna birkaç bin kişiyi öldürmek, silahlı ölüm mangaları oluşturmak, işkence yapmak, yurttaşların telefonlarını dinlemek gibi fedakarlıklara katlanmışlardır.

Bu kanunsuzlukları eleştiren her yurttaş vatan hainidir.

Çünkü vatan onlardır.

Onlara karşı çıkmak, vatana karşı çıkmak demektir.

***

BÖYLE düşünen İran yöneticileri, en büyük kötülüğü İran'a yaptılar.

Çünkü İran, Sadi'nin, Hafız'ın, Hayyam'ın ülkesi.

Doğu'nun büyük ve gizemli kültür kaynağı.

Bir pınardan dökülür gibi yankılanan Farsça dilinin, bu dilde yazılmış olağanüstü şiirlerin, musikinin, minyatürlere ve hat sanatına yansıyan muazzam bir zevkin ve göz nurunun ülkesi.

Şimdi bu ülkeyi "terörist devlet" kategorisine sokmuş olmak ve dünyaya çapında lanetlenmesine yol açmak İran'a iyilik mi, kötülük mü?

Binlerce yıla dayanan İran imgesini, terörle, işkenceyle, kanla, ateşle, uluslararası suçlarla yanyana getirmek nasıl bir vatanseverlik?

***

REJİM muhalifi Kürtleri, Berlin'deki Mikonos lokantasında öldürten İran yöneticileri şu anda Avrupa'nın ve Amerika'nın boykotuyla karşı karşıya.

Ve önlem olarak İran halkını sokağa döküp, kendilerini suçlayan "Hıristiyan kulübü" aleyhinde gösteriler yaptırıyorlar.

Bir yandan da Moskova'ya koşup, bir başka Hıristiyan ülke olan Rusya Federasyonuyla iyice yakınlaşmaya çalışıyorlar.

Ve bu arada olan Doğu'nun onurlu ve kültürlü ülkesi İran'a oluyor.

***

TÜRKİYE'den İran'ı eleştirirken, kendi evimizdeki kirliliği unutmak, ikiyüzlülük olur.

Susurluk dolayısıyla ortaya çıkan birçok ipucu, Türkiye'deki yöneticilerin de "vatanı kurtarmak" için cinayet işlettiğinin ve gırtlağına kadar gayrı meşru eylemlerin içine battığını gösteriyor.

Bu eylemlerin sorumlularını yargı önüne çıkarmayan, dövülerek öldürülen gazeteci Metin Göktepe'nin katillerini kurtarabilmek için olmadık çarelere başvuran ve hukuk dışı uygulamaları "devlet sırrı" kapsamı içinde gizlemeye çalışan bir ülkede yaşıyoruz.

Bu karanlığın aydınlanması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması amacıyla yarın 11.30'da, Galatasaray Lisesi önünde bir toplantı yapılacak.

Türkiye'nin İran'ın yolundan gitmeyip bir hukuk devleti olmasını isteyenlerin orada buluşacağını umuyorum.