CNN’e dünyanın her köşesinden okur mesajları geliyor. Bunların bazılarını ekranda okuyorlar. Birkaç gün önce Almanya’dan gönderilen bir mesaj dikkatimi çekti; çünkü benim de düşünmüş olduğum bir konuyu yansıtıyordu.Almanya’dan yazan kişi, Ebu Gureyb cezaevindeki işkence resimlerini gördüğünde hiç şaşırmadığını belirtmişti.Çünkü bugün askerlik çağında olan Amerikalı gençler, çocukluk ve ilk gençliklerini televizyon ve sinemanın ağır şiddet bombardımanı altında geçirmiş, bu şiddet kültürüyle yoğurulmuşlardı. Onlardan başka türlü bir davranış beklemek olanaksızdı. Aynı fikirdeyim.Fotoğraflarda insanın kanını donduran şey; o genç kız ve erkeklerin bu işi bir şaka, “gırgır” olarak gördükleri için parçalanan insan bedenlerini parmaklarıyla göstererek gülmeleriydi.Belliydi ki, bu fotoğraflar daha sonra Amerika’daki arkadaşlarına gösterilecek, cumartesi gecesi barda bira içip eğlenirken, seyredilip gülünecekti.İnsan bedenine işkence yapmak bir övünç vesilesi haline gelmişti. İşte günümüzün savaşlarını daha önceki savaşlardan ayıran en önemli nokta burası.Yirminci yüzyılın korkunç savaşlarında akıl almaz sayıda insan öldürüldü, kitlelere işkence yapıldı ama herhalde pek az asker işkence yaparken resim çektirip bu neşeli fotoğrafları eşine dostuna gösterme isteğine kapıldı.Çünkü o zamanın ahlâk anlayışı, şiddeti arka odalara, Gestapo karargâhlarına saklamıştı. Hollywood ve televizyon bunları evimize taşıdı. Ebu Gureyb’te işkence yapan çocuklar binlerce saat televizyonun önünde oturup patlamış mısır yerken sayısız işkence sahnesine tanıklık ettiler; gözler oyuldu, kafalar patlatıldı, oluk oluk kan aktı. Ve bütün bunlar komedi unsuru olarak kullanıldı.Yıllar önce Paris’te bir Tarantino filmine gitmek bahtsızlığına uğramış ve arkasından hayal kırıklığımı belirten bir yazı yazmıştım. Hayal kırıklığım filmden çok seyirciye yönelikti; çünkü salondakiler her şiddet sahnesinde kahkaha atıyordu. Eğlencenin nedeni; şişlenen insan vücutları, karşısındakinin yüzüne fışkıran kan ve yapılan akıl almaz işkencelerdi.Zor da olsa Irak savaşı şu ya da bu şekilde son bulabilir. Ama insanlığı getirdikleri bu nokta ne olacak? Bu şiddet kültürüyle nasıl yaşanacak? Esas soru bu.
