Dünyanın sayılı metropollerinden olan İstanbul'da 3000 kişiyi toplayıp, kongre ya da konser yapacağınız uygar bir mekan yoktur.

İstanbul Festivali bile bu zorluktan kurtulamamış ve dünyanın en ünlü sanatçılarına Lütfi Kırdar Spor Salonunda konser verdirmiştir.

Bu salonda yapılacak bir konser hem izleyen hem de sanatçı için sonu gelmez bir işkencedir.

Birkaç defa benim de sahnede katlanmak zorunda kaldığım bu işkencenin boyutlarını tahmin edemezsiniz.

Sahneden yayılan müzik, doğrudan doğruya karşı duvara vurur ve geri döner.

Bu haşin yolculuğu sırasında sahneden yayılan yeni sesle karşılaşır. Ve gidiş-dönüş yollarında çarpışan bu iki ses arasındaki uyumsuzluk, dayanılması zor bir kakafoniye dönüşür.

Bütün bu uğultu, zaten hamam gibi yankılanan bir ortamda yeralmaktadır.

Hamam benzetmesi sadece sesle sınırlı değildir.

Yaz konserlerinde salonu dolduran binlerce kişi gerçek bir hamam külhanına girmiş gibi olurlar.

Kışın da, şık olsun diye ince giyinmiş sanatçıların kaçınılmaz sonu, çift taraflı zatürreedir.

Soyunma odaları tabir edilen yeraltı mağaralarının bulunduğu koridorlarda vınıltılı bir Sibirya yeli eser ve sahneye çıkmak üzere yürüyen şarkıcının boş böğrüne, kara saplı bir bıçak gibi saplanır.

Bu yeraltı mağaraları keskin bir amonyak kokusuyla genzinizi yakar.

Dinleyicilerse, sıkış tepiş oturdukları sert sıraların üstünde, bu koşullara katlanmak zorunda bırakılır.

Bunca beş yıldızlı otelin ve dev diskonun yapıldığı İstanbul'da büyük bir uluslararası bilim kongresi düzenlerseniz, insanları oturtacak yer bulamazsınız.

***

Müjdeyi Nurettin Sözen ve Tuğrul Erkin verdiler.

İstanbul nihayet bir kongre ve konser merkezine kavuşuyor.

Lütfi Kırdar, 2500-3000 kişilik modern bir kongre salonuna ve ayrıca beş yüzer kişilik birkaç salona sahip olacak. 29 Ekim 1993'te açılması düşünülüyor.

Ayrıca, Spor Salonu ile Açıkhava tiyatrosu arasında kalan yolu, yeraltından geçirerek, iki yapıyı birleştirmeyi ve arayı bir parka dönüştürmeyi düşünüyorlar.

Bu heyecan verici planın, içinde yeraldığı genel proje ise Taksim'den Maçka'ya uzanan alanı, dünyanın en büyük parklarından biri olarak düzenlemek ve bu iki semt arasına teleferik ulaşımı koymak.

***

Nejat Eczacıbaşı'nın Maslak'ta kurmak istediği modern bir kongre ve konser merkezi projesi var.

Eğer iki proje de gerçekleşirse İstanbul bir utançtan kurtulacak.

***

NOT: Dünkü yazımda "Demirel Uğursuz mu?" sorusunun halk arasında yaygınlaştığını belirtmiş ve uğursuz olanın Demirel değil, o çürük binaları yapan müteahhitler olduğunu belirtmiştim. Bugün, çöken hastanenin müteahhitinin Demirel olduğu ortaya çıktı. Bu konuda yorum yapmıyor sadece duyduğum bir şakayı aktarıyorum. Bu şakaya göre Demirel şöyle demekte;

"Yahul Otuz yıldır memleketi göçerttik kimse bir şey demedi. Bir bina için yaptıklarına bak!"