Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
Kana bulanmış el kadar çocukların parçalanmış gövdeleri toplanıyor ve naylon torbalara tıkılıyor.
Birbirine karışmış cesetleri ayırmakta ve hangi parçanın kime ait olduğunu bulmakta güçlük çekiyorlar.
Bu yüzden toptan ve neredeyse kürekle toplanıyor kalıntılar.
İnsan yüreğinin kaldıramayacağı bir dehşet manzarası bu.
Gün yüzü görmemiş çocuklar, sırf Ortadoğu’da doğdukları için öldürüldüler.
Kadersizlikleri doğumlarıyla birlikte başlamıştı.
Umutları olmadı hiç, diğer çocuklar gibi parklarda oynayamadılar.
Çocuk şarkıları yerine bomba sesleri duyarak büyüdüler.
Barınacak yerleri olmadığı için Birleşmiş Milletler üssüne sığındılar ve ölüm onları kampta yakaladı.
Parça parça oldular.
***
Onları öldüren füze bir İsrail rampasından ateşlenmişti.
Füzelerin aklı yoktu. İsrail’e yöneltilen Katyuşa roketleri bilgisayar tarafından saptanıyordu ve anında güvenlik sistemi devreye girerek, bombanin atıldığı rampayı yok ediyordu.
Dolayısıyla füzenin hedefi, çocuklar değil, Katyuşa’nın atıldığı noktaydı.
Katyuşa roketini, Birleşmiş Milletler üssünün dibinden atanlar, anında karşılık geleceğini biliyorlardı.
İsrail’i dünya kamuoyunda güç duruma düşürmek için, çocukların burnunun dibinden atmayı yeğlediler.
***
İşte savaş böyle vahşi bir şey.
İsrail ister tuzağa düşsün, ister düşmesin çok büyük ve insan yüreklerini sızlatan bir katliam yapmış oldu.
Savaşan taraflar elbirliğiyle, masum çocukların kanı üzerinde bir propaganda oyunu oynadılar.
Hiçbir devlet bile bile Birleşmiş Milletler üssünü hedef almaz.
Ne var ki tahrip gücü yüksek bombalarınızı, hiçbir insani denetim ve kontrol yapmadan, otomatiğe bağlarsanız, masum insanları da öldürmeniz kaçınılmaz oluyor.
***
Hedef, Ortadoğu’da başlatılmış bulunan barış sürecinin kesintiye uğratılmasıydı.
Doğrusu bir ölçüye kadar başardılar da.
Birçok insanın ölümü pahasına elde edilen kanlı bir başarı bu.
İsrail kentlerinin en kalabalık bölgelerinde, Filistin’de, Lübnan’da yüzlerce masum İsrailli ve Arap öldü.
Yüzlerce ailenin ocağına ateş düştü.
***
Böyle günlerde barış kelimesinin önemini daha iyi ve daha derinden kavrıyoruz.
Savaş felakettir, savaş yıkımdır. Her savaş, masum çocuk ölülerinin cesetlerini çiğneyerek kazanılır.
Savaşı kim kazanırsa kazansın, kaybeden insanlık olur.
Ve bir şafak vakti, Lübnan’da öldürülmüş masum çocuklar Nazım’ın diliyle İsrail ve Hizbullah yönetimine şöyle seslenir:
“Çalıyorum kapınızı
Teyze amca bir imza ver
Çocuklar öldürülmesin
Şeker de yiyebilsinler”
Barışın kan bedelini ödeyen Arap çocuklarının anısı önünde saygıyla eğilelim.
