Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
Hacıbektaş’ta 15 bin kişi yaşıyor.
Her yıl ağustos ayında yapılan Hacıbektaş anma törenlerine ise bir milyona yakın insan geliyor.
Kasabanın altyapısı böyle bir ziyaretçi akınını karşılamaya uygun olmadığı için, insanlar buldukları yerde uyuyorlar. Açık havada ağaç diplerine kıvrılıyor ve geceyi orada geçiriyorlar.
Hacıbektaş‘taki her ev tanıdığı ya da tanımadığı insanları konuk ediyor, ama yine de yetmesi mümkün değil.
Bu büyüklükte bir kitleye, 15 bin kişilik kasabanın suyu da yetmiyor, diğer hizmetleri de.
Yine de gönülleri Hacıbektaş sevgisi ve hoşgörüsüyle dolmuş kitleler, Türkiye’nin her yerinden akın ediyor ve ulu pir’i ziyaret ediyorlar.
Semahlar çekiliyor, paneller düzenleniyor, ziyaretler yapılıyor.
İLGİNÇ DURUM
Geçen yıl Hacıbektaş törenlerine gittiğimde Belediye Başkanı Mustafa Özcivan‘dan çok ilginç bir şey öğrenmiştim:
“Hacıbektaş cezaevi yıllardan beri boş duruyor!” demişti. Şaşırmıştım.
Hadi Hacıbektaş’ın yerlileri arasında hiç tatsızlık olmuyordu diyelim; peki Türkiye’nin dört bir köşesinden, ayrı bölgelerden gelen milyona yakın insan, o koşullarda hiç mi kavga etmiyor, hiç mi suç işlemiyordu?
Özcivan bu sorularımı “Hayır!” diye yanıtlıyordu. “Hiçbir tatsızlık olmuyor. Bu yüzden cezaevi de yıllardır boş!”
YA ŞİMDİ?
Geçen hafta Mustafa Özcivan ziyaretime geldi. Oradan buradan konuşurken, biraz da korkuyla “Cezaevi durumunda bir değişiklik var mı?” diye sordum.
Başkan “Var!” deyince yüreğim hopladı.
Türkiye’nin kavga – gürültü ortamı Hacıbektaş’a da mi girmişti?
Neyse ki Özcivan merakımı çabuk giderdi: “Adalet Bakanlığı Hacıbektaş cezaevini kapattı” dedi. “Bu ilçede cezaevine gerek duyulmuyor.”
ÖRNEK
Hacıbektaş gibi milyonlarca kişinin ziyaret ettiği bir ilçede cezaevinin kapatılması, dünya çapında bir örnektir.
Toplumu polisiye ve askeri tedbirler değil, kültür korur.
Eğer bir bölgede ya da ülkede, değişik köken ve gruplardan insanlara bir arada yaşama kültürü verebiliyorsanız, sorunlar hoşgörülü bir ortamda tartışılarak çözümleniyorsa orada suç da olmuyor, terör de, cezaevi de.
YÜZYILLAR ÖNCESİNDEN VURAN IŞIK
Bir velinin, bir düşünürün ışığı yüzyıllar ötesinden insan yüreklerine vuruyor ve modern çağın suç kavramına karşı, müthiş bir panzehir oluşturuyor,
Peki, kim bu veli?
Horasan‘da Ahmed-i Yesevi ocağından feyz almış, Şeyh Edebali ve Ahi Evran‘la birlikte Osmanlı‘nın kuruluş felsefesinde temel taşı olmuş, Ertuğrul Gazi‘yi aydınlatmış ve yüzyıllarca Osmanlı Yeniçeri ordularının piri olarak anılmış bir büyük düşünür.
İnsan – ı kamil olmayı, her türlü değerin önüne koyan ve yobazlıkla mücadele eden bir aydınlık pınarı.
Kendi ülkemizin 13. yüzyılında böyle bir sentez varken, hala günümüzün Arap ideolojileriyle uğraşmayı; ve her kesimin saygı duyduğu Ahmed-i Yesevi‘nin yolunda birleşmek dururken, Alevi – Sünni ayrımını körüklemeyi anlamak mümkün değil.
