Bizde devlet suskundur.
Kurumlar da suskundur.
Kamuoyunda tartışılmaya başlanan birçok konuda derin ve esrarlı bir sessizliğe gömülmeyi tercih ederler. Ufak bir açıklamayla sorunu çözmek yerine, konunun dalgalanmakta devam etmesini isterler sanki.
Yeni yeni bu geleneğin değişmekte olduğunu görüyoruz. Genelkurmay'da ve MİT'de bile, etkisini gösteren "şeffaflık", devleti ve kurumlan daha duyarlı, daha tepki verir hale getiriyor.
Böyle bir duyarlık ömeği de dostumuz Ergun Göknel'den ve İSKİ Basın Bürosu'ndan geldi.
Hatırlarsınız: 6 Şubat günü yayınladığım "İsyancılar" adlı yazıda, yüklü su faturasından bunalan ve derdine çare bulamayan bir yurttaşın, İSKİ'nin bir tankerini kaçırarak SABAH gazetesine getirdiğini yazmıştım.
Meğer ilk bilgiler doğru değilmiş. Sozu edilen kişi İSKİ'ye bağlı SUSER Anonim Şirketi'nde çalışan bir tanker şoforuymuş. İSKİ'nin açıklaması şöyle:
"...Tankeri SABAH gazetesinin önüne getirmesinin nedeni ise, su faturasının değil, işten çıkarılmayı protesto etmektir ki yüklü su faturası için İSKİ'ye yaptığı herhangi bir itiraz (bunu gerektiren bir durum olmadığından) sözkonusu değildir. Kaldı ki İSKİ'ye ait tankerin herhangi biri tarafından kaçırılmasının zorluğunu da takdir edeceğinizi umuyoruz.
SUSER A.Ş.'nin bir elemanı olan şoförümüzün işten çıkarılma nedenine gelince; öncelikle İSKİ ve dolayısıyla SUSER'in işten çıkarmalar konusunda çok duyarlı olduğunu belirtmeliyiz. Bu duruma yol açabilecek konu, ayrıntılarıyla araştırılmadan Çalışma ve Disiplin Kurulu kararı olmadan (ki bu kurulda işçi üyeler de bulunmaktadır) hiçbir işçinin işten çıkarılması sözkonusu olamaz.
Haberde sözü edilen kişi (adını saklı tutuyorum) uzun zamandır dengesiz davranışlarıyla çalışma arkadaşlarını ve amirlerini rahatsız etmekteydi. En son, amirine yaptığı hareket (tehdit ve hakaret) bardağı taşıran son damla olmuştur. Bu durum üzerine 28.1.1992 tarihinde toplanan Çalışma ve Disiplin Kurulu'nun aldığı karar üzerine, 6.2.1992 tarihinde yapılan bildirimle işçinin işine son verilmiştir."
XXX
Böylece "İsyancı"nın protestosuna yolaçan nedenin su faturaları olmadığı ortaya çıkıyor.
Ama bu, su faturalarıyla ilgili yakınmaları ve haksızlıkları ortadan kaldırmıyor elbette.
İSKİ de bu durumu kabul ediyor zaten: "İSKİ su faturalarının tamamının sağlıklı olduğunu hiçbir zaman iddia etmemiştir." diyorlar. "Su sayaçlarını, okuma elemanları okumakta ve bu durumda insandan kaynaklanabilecek hatalar olabilmektedir.
Ancak bu konuda birkaç rakam vermek gerekirse:
1989'da basılan fatura adedi 2.374.439
İtiraz oranı yüzde 2.4
1990'da basılan fatura adedi 4.711.430
İtiraz oranı yüzde 1.2
1991'de basılan fatura adedi 6.634.644
İtiraz oranı yüzde 1.05
Bir başka deyişle 1991'de basılan fatura adedi, 1989'da basılan fatura adedinin üç katı kadar olmasına karşın, itiraz oranı yarıya indirilmiştir."
İSKİ'nin verdiği istatistik sevindirici. Demek ki hatalar ve itirazlar azalmakta.
Gene de bu yazıların olumlu bir sonuca varması ve ufak da olsa bir katkı sağlaması için İSKİ'nin, itirazlar konusunda daha süratli ve daha adil davranmasını diliyoruz.
Ve İSKİ'nin bu konuda da duyarlık göstermesini rica ediyoruz.
