Eğer, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak dünyaya gelmek mutluluğuna erişmişseniz, renkli ve heyecanlı bir yaşama kavuşmuşsunuz demektir. Sıradan batılılar gibi canınızın sıkılması ihtimali yoktur. Gelişmiş batı ülkelerinde yaşam o kadar sıkıcıdır ki o kadar olur.
Düşünün: İşe gittiğiniz otobüs ve metro her gün aynı saniyede geliyor. Yıllar yılı bir tek gün bile geç gelerek sürpriz yapmıyor size.
İşyerinizde büyük değişiklikler, altüst oluşlar yaşanmıyor. Her hükümet değişikliğinde, başınızdaki yöneticilerin değişmesi ihtimali belirmiyor. Yerine kimin geleceğiyle ilgili spekülasyon ve dedikodular sarmıyor koridorlan.
Sonra o sıkıcı ülkelerdeki sıkı sistem, büyük yolsuzlukları da önlüyor. Kırk yılda bir yolsuzluk dedikodusu çıkacak da, fısıl fısıl konuşup eğleneceksiniz. Hangi genel müdür kaç milyar götürmüş?
Hangi bakana ihale karşılığı para verilmiş?
Parayı İsviçre'ye mi transfer etmişler yoksa Avrupa gezisinde otelde çanta içinde mi vermişler?
Böyle tatlı sohbet konuları olmadan insan sıkıntıdan delirmez mi?
Diyelim işinizden çıktınız. Eve döneceksiniz. O lanet otobüs gene aynı saniyede gelecek durağa. Cam kenarına oturacaksınız.
Otobüsün içinde ne itiş kakış, ne "ilerleyelim beyler!" çığlıkları, ne liseli kızlara arkadan yanaşmış "fordçular"...
Eve yapacağınız yolculuk o kadar sıkıcı olacak ki çaresiz kitap ya da dergi okumak gibi insanı canından bezdirici bir işle oyalanacaksınız.
Oralar öyle sıkıcı yerler ki, bir devlet büyüğü geçecek diye yolların kesilmesi değişikliğini bile yaşamanıza imkan yok.
Eve döneceksiniz. Çocuğunuz yuvadan gelecek, karınız da işten.
Ev mezar gibi sessiz ve sakin. Ne su borusu patlamış, ne kaloriferin yakıtı bitmiş, ne de elektrikler kesik.
Sular akmadığı için açık unuttuğunuz mutfak musluğundan küçük bir sel macerası yaşamanız bile mümkün değil.
Çağırıp da şöyle ağız dolusu sõverek "stres atacağınız" bir kapıcınız bile yok.
Komşular birbirini tanımıyor.
Yakıt parası ya da halı silkme yüzünden çıkacak keyifli bir kavga olsa bari! O da yok.
Çaresiz televizyon seyredeceksiniz. Haberler başlarken "Bakalım bugün kim öldürüldü?" diye gergin bir bekleyişe giremiyeceksiniz.
Yatağınıza yattığınızda çevrenizdeki sessizlikten dehşete düşeceksiniz: Ne silah sesi, ne uzak patlamalar, ne de yakındaki bir gazinodan kulak zarınıza vuran arabesk...
XXX
İnanın ki ben bu batılılara çok acıyorum.
İnsan öyle bir düzende sıkıntıdan çatır çatır çatlar.
Bir tesbihe dizilmiş taneler gibi birbirinin aynı olan günler, güvenlik içinde bir yaşam, gelecek garantisi...
Bunlar bize göre değil...
İyisi mi biz bazen bir komediye, bazen acıklı bir filme, bazen korku dizisine benzeyen şu eğlenceli ülkemizin kıymetini bilelim!
