Zbigniev Brzezinski ismini hatırlıyor musunuz? Sanki deprem geçirmiş bir alfabenin, yer değiştirmiş harfleriyle ortaya çıkmış gibi duran bu isim, onca zorluğuna rağmen birçok insanın zihnine kazınmıştı. Çünkü Brzezinski bir zamanlar Beyaz Saray’a yön veren bir beyindi. ABD-Çin yakınlaşmasını o sağlamıştı. Küresel stratejileri o oluşturuyordu. Brzezinski ile bundan birkaç yıl önce San Fransisco’daki Fairmont Oteli’nin lobisinde bir akşam sohbet etmiştik. Bizde de gösterilen Otel dizisinin çevrilmiş olduğu Fairmont, son derece hoş bir atmosfere sahipti ve karşımda oturan Brzezinski muhafazakâr bir profesörü andırıyordu. Saçlarına briyantin sürmüş ve sıkı sıkı taramıştı. Açık renk teninden dolayı gözlerini sürekli kısık tutuyordu; cildi parşömen kağıdı gibi buruşmuştu. “Yeni Dünya Düzeni modeli işlemedi” diyordu. “Zaten doğru da değildi. Önümüzdeki yirmi beş yıl boyunca Amerika, dünyadaki bütün kararlarda etkili olacak. Ama tek kutuplu bir dünya çok tehlikeli.” Beyaz Saray’ın eski stratejisi bunları söylediği sırada Clinton iktidardaydı; George W. Bush’un esamesi okunmuyordu. O, Amerikan tarihinde en çok idam emri imzalamış bir vali olarak çalışmalarını harıl harıl sürdürüyordu. Ve ikinci Irak savaşı yoktu ortalıkta. Brzezinski Amerikan toplumunu eleştiriyor ve diyordu ki: “Tüketmek bir toplumun amacı ve modeli olamaz. Toplum yönetimi, tüketim kurallarına değil, etik ilkelere ve değerler sistemine dayanmalı.” Brzezinski o akşam, “Global Felsefi Boşluk” kavramını ortaya atmıştı. Öyle bir boşluktu ki bu, yerini yavaş yavaş köktendinci akımlar dolduruyordu. “Kültür eğlenceyle karıştırılır oldu” diye devam ediyordu. “Oysa kültür, eğlence değildir. Eğlence boyutu öyle bir kapladı ki ortalığı, ABD başkanları bile her gün bir Hollywood galasında görünmek ya da bir starla konuşmak ihtiyacını hissediyor. Bir toplum, kültürü nasıl hayatından çıkarıp atabilir? Böyle bir şey mümkün mü?” Brzezinski ile bu konuşmanın üzerinden geçen yıllar onu haklı çıkardı. Amerika, dünyadaki hak-hukuk kavramını ve yerleşik gelenekleri hiçe sayarak tek kutuplu bir egemenlik oluşturmak için harekete geçti. Kitle imha silahları bahanesiyle girişilen savaş, Saddam denilen diktatörün devrilmesi gibi iyi bir sonuç doğurduysa da bundan sonraki gelişmeleri hiç kimse tahmin edemiyor. Çünkü ABD Başkanı gece rüyasında görse ertesi gün bir ülkenin bombalanmayacağına dair hiçbir garanti yok elimizde. Brzezinski’nin yıllar önce söylediği gibi, tek kutuplu dünya çok tehlikeli. Esas büyük tehlike de insanoğlunun güce tapma ve kraldan çok kralcılık yapma alışkanlığının yükselmekte oluşu. Romancı Norman Mailer bugünkü yönetimi “toplumu askerleştirme ve aşırı milliyetçi görüşlere bağlı nesiller yetiştirme” girişimi ile suçluyor. Galiba Bush yönetiminin saldırganlığını yine Amerikalılar dizginleyecek. On ay sonra yapılacak seçimlerde Kerry, Bush’u alaşağı ederse dengeler biraz daha yerine oturacak. John Kerry yönetiminin Türkiye stratejisi ise şu anda tahmin yürütülemeyecek bir konu.