Yerel seçimlerle ilgili adaylar ortaya çıktıktan sonra Türkiye’nin her yanından çok sayıda mektup ve mesaj alıyorum. Bunlardan bazıları kendi bölgelerindeki CHP adaylarından şikâyet ediyor ve bu biçimde seçim alınamayacağını bildiriyorlar. Bir mektup çok ilgimi çekti. Çünkü diyor ki: “Siz milletvekilisiniz ama şarkılarınızdan dolayı bizler sizin kardeşiniz olduğumuzu düşünüyor ve size başvuruyoruz. “Kardeşlerimin bu düşünceleri, uyarıları ve eleştirileri benim için çok önemli. Bu yüzden kulağımın üstüne yatmak yerine onlara toptan bir cevap vermek istiyorum: Kardeşlerim, biliyorsunuz ben parti yöneticisi değilim. Alınan kararlarda en ufak bir etkim olmadı. Çünkü yönetim, milletvekilleri de dahil olmak üzere kimseyle görüş alışverişinde bulunmadı. Bu durumda bize susmak ve sonuçları beklemek kalıyor. Parti yöneticileri bu kadar ağır bir sorumluluk taşıdıklarına göre, herhalde bir bildikleri vardır ve 29 Mart sabahı herkesin yüzüne rahatça bakabilmek için önlemler almışlardır diye düşünüyoruz. Çünkü yetki ve sorumluluk ikiz kardeştir. Yani bir yetkiyi kullanan insan ya da kadro, kararlarının doğruluğu ve yanlışlığı konusunda sorumluluk taşır. Şu andaki CHP yönetimi de aday seçiminden, temel politika tespitlerine kadar her tasarrufunun sorumluluğu altında. Adaylar arasında benim sevdiğim, güvendiğim ve değer verdiğim arkadaşlar da var. Ama yurt sathından yükselen eleştiriler de dalga dalga kulaklarımıza çarpıyor. Hepimizin arzusu bu kararlarda isabetli davranmış olmaları ve 29 Mart sabahına zaferle çıkmaları. Eğer böyle olursa övgüyü ve teşekkürü hak ederler. Ama tersi gerçekleşir de şu anda eleştiride bulunanlar haklı çıkarsa, yöneticilerin sorumluluktan sıyrılması mümkün değildir. 29 Mart’ta herkesin sakalı önüne dökülecek ve ak mı kara mı görülecek. “Kardeşlerim” e şu anda söyleyebileceklerim bundan ibaret.