Şu 27 Mart seçimlerini konuşmaktan, yazmaktan benim kadar sıkılan adam azdır. Türkiye'de yüzlerce seçim yapıldı, binlerce kişi aday oldu, kazandı ya da yitirdi ve seçim heyecanları bir süre sonra yatıştı. Ne var ki 27 Mart yerel seçimleri tartışma konusu olmaya devam ediyor. Neden mi? Buna herkes değişik cevaplar verebilir. Benim yanıtım şu: İstanbul seçimleri, bir yerel seçim boyutunu aşan ve Türkiye'de yeni bir model oluşturacak ipuçları içeriyordu. Kurulu düzen buna izin vermedi. Sağcısı, solcusu bir araya gelip çeşitli haksızlıklar yaparak "Burası Türkiye'dir. Eski köye yeni adet olmaz!" dediler. Şimdi herkesin vicdanının saklı bir köşesinde bir incinme var: Sözü edilmeyen, saklanan, üstü örtülen bir gerçek bu.
GECEKONDU ÖRNEĞİ
Gecekondu konusuna değineceğim bu yazıya, neden 27 Mart seçimleriyle girdiğimi sorabilirsiniz. Bunun nedeni, geçenlerde Doğan Heper Bey'in (ki kendisi gazetede sütun ve kat komşumdur) yayınladığı bir yazı oldu. Doğan Heper, 27 Mart'ta İstanbul belediye başkan adaylarının, Tayyip Erdoğan dışında kalanlarının, gecekondu sorunu açılınca kem küm ettiğini, seçim yatırımı uğruna bu konuda taviz verdiğini yazıyordu. Doğan Bey herhalde unutmuş: Seçimlere bir ay kala "Kaçak Yapılaşma ya Son!" diye bir kampanya başlattığımızı, Taksim'de başlayan bir törenle imza topladığımızı, kaçak yapıların tümünü yıkacağımızı taahhüt ettiğimizi hatırlamıyor. Hatta Nurettin Sözen, Milliyet'te yayınlanan bir söyleşisinde bana bu tutumun seçim kaybettirdiğini, bu açıklamanın siyasi bir hata olduğunu ve bu yüzden gecekondu bölgelerinin Refah partisine yöneldiğini anlatmıştı. Ayrıca tam seçimlerden önce Tayyip Erdoğan'ın kaçak yapılarla ilişkilendirmeye çalışılmasının onun lehine olduğu, bu yüzden seçim kazandığı da yazılıp çizilmişti. Çünkü İstanbul'un yüzde 62'si kaçak yapıda oturuyordu ve halen kaçak binada oturan bir belediyle başkanını tercih ediyordu. (Zaten seçim sonuçlarını incelerseniz kent içinin bizi seçtiği, varoşların ise Refah'a yöneldiği açıkça görülür.) İnanın ki bunları bir sitem kaygısıyla yazmıyorum. İnsanoğlu unutur. Ben de her gün birçok şeyi unutuyorum. Ne var ki "i" lerin noktalarını koymaya ve gerçeğin ortaya çıkmasına da çok meraklıyım: İster benimle ilgili olsun, ister başkasıyla.
YASALLAŞTIRMAK
Alvin Toffler'i İstanbul'da gezdirirken gecekondu sorununu konuşmuştuk. Konuyu, yalnız Türkiye değil dünya boyutunda inceleyen Toffler "yasallaştırma" dan başka çare olmadığı düşüncesindeydi. Madem ki o bölgelerde şu ya da bu nedenle insanlar yaşıyordu, ister istemez yasal bir statü içine alacaktınız. Ben de bundan yanayım. Anadolu'da hayatı cehennem ettiğimiz ve göçe zorladığımız insanların mutlaka bir dam altı bulmaları gerekiyor. Bunun sorumlusu devlettir ve devletin çözmesi gerekir. Yalnız, hükümetin son uygulaması beni tedirgin ediyor. Anadolu'dan gelen insan, başını sokacak bir yer bulacak ama bu yer illa da Boğaziçi'nin en manzaralı yerleri olmak zorunda değil. Bu bölgeler büyük bir rant beklentisi içeriyor. Boğaziçi'ne önce gecekondu, sonra da 8 katlı apart - kondu dikmiş olanlara tapu vermek, bir hırsızlığa ortak olmak anlamındadır. Aynı mantığı sürdürürsek şöyle bir yasa da çıkarılabilir: "İhtiyaçtan dolayı 31 Temmuz'a kadar para ve mal gasp edenler affedilecek, çaldıkları para ve mallar kendilerine devredilecektir." Böyle kararlar, yıllarca çalışıp didinip, kendisine güç bela kooperatif evi alabilmiş ya da hala alamamış insanlarda müthiş bir öfke ve haksızlık duygusu yaratıyor. (ki bence de haklılar!)
***
Bu işin en güzel çözümü, bizim seçim programımızda da yer verdiğimiz gibi, İstanbul çevresindeki Hazine arazilerini kat karşılığı müteahhide vererek, dev sosyal yerleşim mahalleleri yaratmak ve kaçak yapıda oturan insanla o evlere taşımak. Bu iş için devletin cebinden bir kuruş çıkmayacağı gibi tam tersine kazancı da olacak ve kaçak yapılaşma bölgeleri boşaltılacak. Eğer, Boğaziçi'nin en güzel tepesine kaçak ev yapmış olan kişi kendisine gösterilen modern daireyi beğenmiyor ve illa da burada yaşayacağım diyorsa, o zaman o evi yıkmak meşruluk kazanacak. Kimsenin de yüreği sızlamayacak. Bu projenin pratik sonuçlarını Çankaya Belediyesi'nin uygulamalarında görebilirsiniz. Bütün gecekondu bölgeleri, modern sosyal konutlara taşınıyor.
***
Hükümetin, kaçak yapıları yasallaştıran son kararı doğru ve adil değil, tam tersine yeni adaletsizliklerin başlangıcıdır.
