BÜLENT Tanla dostumuz, Güneydoğu'yla ilgili bir rapor yayınladı.
Çalışma, zehir gibi acı saptamaları dile getirdikten sonra çözüm yollarını da gösteriyor ve sonunda özetle “Barış istiyorsan, riski de göze almalısın!” diyor.
Bizce “istemek” sözü çok önemli!
Barışı sağlayabilmek için önce barışı istemek gerekiyor.
Herkes barış istiyor mu acaba?
Hayır!
Güneydoğu'da sürüp giden savaştan çıkar sağlayan, milli kavramların arkasına saklanarak eşkıyalık yapan, adam kaçırarak fidye isteyen, işlediği suçları terör kapsamında gösteren, yıllık 10 milyar dolarlık harcamadan pay alan çevreler, bırakın barış istemeyi, barış sözünden bile hortlak görmüş gibi ürküyorlar.

***

TANLA'nın saptadığı durum şöyle:
Bölgede tarım ve hayvancılık yok olmuş.
3 milyonun üstünde insan başka yörelere göçmüş.
3 bin 185 köy boşaltılmış.
Binlerce okul kapalı.
Bölge insanına düşen ortalama gelir 1000 doların altında.
30 binden fazla yurttaş öldürülmüş.

***

BUNLAR, fotoğrafın korkunçluğunu yansıtmaya yeter de artar bile.
Yıllardan beri “Bu kış bitirdik, bu bahar kökünü kazıdık!” diye diye, Güneydoğu Anadolu bölgemiz kangrene dönüşmüş.
Demek ki bir şey yanlış yapılıyor.
Teröre karşı mücadele elbette şart ama bunu yaparken yurdun bir bölgesini atom bombası yemiş Hiroşima'ya çevirmek gerekli miydi?
PKK bir gün biter ama bu bölgenin acıları ve sorunları yıllar boyu sürer gider.

***

YILLAR önce Bülent Tanla'nın girişimiyle PİAR sohbet toplantıları düzenleniyordu.
Birçok değerli bilim ve düşünce insanıyla her salı toplanıp, gündemimize aldığımız konuları tartışıyorduk.
Devamlı gelenler arasında değerli hocalarımız Gülten Kazgan, Sencer Divitçioğlu, Mübeccel Kıray, Mesut Önen, Cahit Tanyol ve rahmetli Yüksel Ülken'i anabilirim.
Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ, emekli Orgeneral Muhsin Batur, saygıdeğer Can Kıraç, Bülent Tanla ve bu satırların yazarı, konuları enine boyuna inceliyorduk.
O dönemde yazıya da geçirilmiş olan saptamaların ve öngörülerin hemen hepsi doğru çıktı.
Bir toplantımızın gündemi Güneydoğu idi.
Katılımcılar çok değerli düşünceler öne sürdüler.
Benim söylediklerim ise olabildiğince yalındı:
“Devlet PKK ile Kürt kökenli bölge halkını birbirine karıştırmamalı. Eğer PKK yüzünden Kürtlere baskı yapılırsa, bu iş ateşe benzin dökmeye benzer ve katlanarak büyür.”
Tanla'nın önemli raporunu okurken kimsenin kulak asmadığı bu düşünceleri hatırladım.
Umalım ki Tanla raporu da aynı akıbete uğramasın.

E mail: livaneli@milliyet.com.tr