Türkiye Irak’ta savaşan bir ülke olmaktan kıl payı kurtuldu. Mecliste 1 Mart tezkeresinin reddedilmesi bizi uçurumun kıyısından döndürdü.İkinci sefer işi sıkı tutan hükümet Amerikalıların istediği gibi asker gönderme kararını meclisten geçirdi ama bu kez de Kürtler imdadımıza yetişti. Irak’ta Türk askerini istemedikleri için, bir kez daha felâketten kurtulduk.Yoksa şimdi binlerce gencimizi Irak çöllerinde feda etmiş olacaktık.Savaşa girmediğimiz halde durumumuza bakın: Irak’ta can kaybeden üçüncü ülke konumundayız. Ölü sayımız 70’e yaklaştı.Bu gidişle birkaç gün sonra 72 kayıp vermiş bulunan İngiltere’yi de geçip, Amerika’nın ardından ikinci olacağız.Ne garip durum!Savaşa girmediğimiz halde şoförlerimizin kafası kesiliyor. Kurşunlanıyor ve yakılıyorlar.Ve buna rağmen kamyonlarımız Irak’a gitmeye devam ediyor.Bizden başka hiçbir ülkenin şoförü bunu göze alamıyor.

Felluce olayları unutulmayacak bir biçimde belleklerimize kazındı. Amerikan ordusunun Ramazan, Kadir Gecesi ve Bayram dinlemeden sivilleri öldürmesi ve bunu televizyonlarda göstermesi kara bir dosya olarak insanlığın suç arşivine kaldırıldı.Amerikan ordusunun bu suçları bilerek işlediği ve bunu dünyaya göstermekten çekinmediği duygusu var içimde.Çünkü Amerikalı askerin sivil yaralıyı öldürmesi gizli kamerayla çekilmedi. Askerler çekim yapıldığının farkındaydılar ve buna engel olmadılar. Televizyonların bunu yayınlaması da engellenmedi.Çünkü Amerika İslam dünyasında büyük bir yılgınlık yaratmak istiyor. Karşı konulması imkânsız bir zulüm makinesi olduğunu kanıtlamak istiyor.Ve çaresizlik yaratıyor. Galiba Şarm El Şeyh’ten de bir şey çıkmayacak ve bu zulüm uzun süre devam edecek.Bize de ekran başında kahrolmak düşecek.