Nedense insanoğlu sebepleri değil, sonuçları görmeye eğilimli. Böylesi daha kolay geliyor herhalde.Futbol cinayetleri konusunda da bu eğilim ağır basıyor.Konuyu enine boyuna tartışanlar, takımların toplu bilet satışını, fanatik taraftarlığı, stadyumların çok fazla dolmasını konuşuyorlar.Peki ya öldürme kültürü?Gençlerin cinayet işlemeye yatkınlığı?Yüz binlerce genci birer potansiyel katil haline dönüştüren manevi ve kültürel kaynaklar?Bunların hiç mi rolü yok.
İnönü Stadyumu’ ndaki cinayet ne ilk ne de son.Yorumcular futbola kan bulaştı diyorlar.Birkaç yıl önce İngiliz taraftarlar Taksim meydanında bıçaklanarak öldürüldüğünde kan bulaşmamış mıydı?
Yıllardır yaza yaza kalemimizde tüy bitti ama bir kez daha tekrarlayalım:Cinayet insanoğlunun en korkunç eylemidir.Ama bu eylem Türkiye’de hafife alınır, çünkü çeşitli sebeplerle insan öldürmek hoş görülür, hatta yüceltilir.İş “vatan uğruna öldürmek” fiilinden başlar.Bazı yurttaşlar, başka yurttaşları “vatan için zararlı” görüp öldürür ve alkışlanır.Aynı biçimde “din uğruna adam öldürmek de kutsal bir eylemdir.Namus uğruna öldürmek, belki de onurların en büyüğüdür.Gide gide iş, ideoloji için öldürmek, hemşehrilik adına öldürmek ve futbol takımı için öldürmek eylemlerine kadar uzanır.Bu eylemlerdeki ortak payda “öldürmek” fiilidir.Cana saygı göstermeyen toplumlarda insan ve hayvan öldürmek eylemi kutsallaştırılır.”Erkek adam işi” sayılır.Cezaevine düşen hırsızlar, yan kesiciler aşağılanır ama katillere saygı gösterilir.Çünkü o “ağır mahkûm” dur. Yürekli adamdır. “Üç leşi” vardır.Türkiye eğer cinayetlere engel olmak istiyorsa, canileri besleyen kültürel ve geleneksel ortam üzerine kafa yormalı.Bundan ötesi oyalanma sayılır.
