Karşılık almayan mektup, dipsiz kuyuya atılmış bir taş gibidir.

Alıcının eline geçip geçmediğini bilemezsiniz.

• Aldıysa okumuş mudur?
Okuduysa ne düşünmüştür?

Böyle cevapsız sorular döner durur kafanızda ve emek verip yazdığınız, postaladığınız mektubun okunup okunmadığını bile bilememek sinirlerinizi bozar.

Her sabah masama konan okuyucu mektupları bende karışık duygular uyandırıyor.

Öncelikle seviniyorum. Yazılarımın sağır duvarlara çarpmadığını ve düşünen insanlar tarafından okunduğunu, üzerinde kafa yorulduğunu görüyorum. Bu da gazete yazılarının ödülü oluyor.

Bir yandan da hepsini tek tek cevaplamama imkan olmadığı için üzülüyorum.

Yazılarım üzerine düşünmüş ve zahmet edip dört beş sayfa yazmış olan insanlara saygısızlık yaptığım duygusuna kapılıyorum.

Ne yazık ki her gün büyük bir tomar oluşturan değerli mektupları yanıtlamak benim sınırlarımı aşıyor.

Bu yazıyla, herkese tek tek teşekkür etmek istiyorum. Mektuplarınız beni aydınlatıyor, görmediğim noktaları gösteriyor, yanlışlarımı düzeltiyor ve Türkiye'nin geleceğine dönük büyük umutlar yaratıyor.

Bilin ki her mektup büyük bir dikkatle okunmakta, bazı satırların altı çizilmekte ve saklanmaktadır.

***

Öylesine duyarlı konularda yazıyoruz ki düşüncelerimizin tam olarak çakışması mümkün değil.

Ayrıca bir gazete yazısı sınırları içinde bazı konulan yeterince açıklayamamış olabiliriz. Tek tek cümleler ele alındığında, düşüncemizi açıklamayan sonuçlara ulaşılabilir.

Kaldı ki bütün okurlarla her gün aynı şeyi düşünmemiz koşulu da yok.

Bu yüzden yazılarımla ilgili eleştiri mektupları da beni sevindiriyor ve değişik bakış açılarının varlığını hatırlatıyor.

Son zamanlarda "Karabağ'dan Uludağ'a "başlıklı yazım, bazı okurların üzülmesine yol açmış.

Hatırlarsanız o yazıda, Uludağ'da boş bir otelde Türki Cumhuriyetlerin müzik gruplarını dinlediğimizi ve danslaını seyrettiğimizi yazmıştım. Birbirlerine benzemedikleri, müziklerinin, tiplerinin, davranışlamın ayın olduğu gözlemine yer vermiştim.

İşte bu satırlar bir çok değerli okurun mektup yazmasına ve neredeyse sitemlerini iletmelerine neden oldu.

Öncelikle şunu belirteyim ki bu bir gözlem yazısıydı. O gecenin izlenimlerini yansıtıyordum. Ve anlattıklarım gerçekti.

Aynca Asya'daki çeşitli Türk gruplan arasındaki kavga ve savaşlar da göz önüne alındığında böyle bir birlik ve benzerlikten sözetmenin zorluğu anlaşılabilir

Tarihte de zaman zaman sağlanan Türk birliği, büyük dalgalanmalara uğramış ve Orta Asya toprağı aynı soydan gelen insanlar arasında korkunç savaşlara sahne olmuştur.

Yalnız; bu gözlemlere yer vermek, Türki Cumhuriyetler arasındaki kültür birliğini ve bu yolda gösterilecek çabaları dışladığımız anlamına gelmez.

Bir çok yazımda, Türkçe kültür ortamının yaratılmasını savundum. Böyle bir ortamın dünyadaki bütün Türk kökenli insanları birbirine bağlaması gerektiğini belirttim. Bu yüzden değerli okur dostlarımın yazımı yanlış yorumladığı kanısındayım.