Ortak dostlarımız ise “Daha önce çalıştığı Dünya Bankası ve diğer kurumlar dururken niye ille de BM Genel Sekreter Yardımcılığı?” diye soruyorlardı. “Benim gönlümden öyle geçiyor” diyordum. “Çünkü o bir kalkınmacı. Yoksullukla uğraşan ve bu konuda dünyadaki birçok başanya imza atmış bir uzman. Ona en çok BM Genel Sekreter yardımcılığı yakışır” sonra Derviş’in UNDP Başkanlığı kesinleşince onlar da hayret etti, ben de. “Abdala malum olur!” mu demeliyim bilmiyorum. Birçok değerli özelliği kişiliğinde toplayan Kemal Derviş, bir kuyruklu yıldız gibi Türkiye’den geldi geçti. Ben de onun kibar, olgun, ilkel hırslardan uzak kişiliğini tanımak ve zevkli dostluğunun tadını çıkarmak olanağını buldum. Ankara siyaseti eski aktörleriyle berdevam. Kriz döneminin başbakanı, muhalefet liderleri, koalisyon ortakları ortalıkta dolaşıyorlar. Türkiye, bir zaman tüneline girmiş gibi. Yakasını kaptırdığı politikacıdan bir türlü kurtulamıyor. Bu arada dünya değişiyor, sistemler yıkılıyor, imparatorluklar göçüyor, eski dostlar düşman, eski düşmanlar dost oluyor ama Ankara bir türlü değişmiyor. Yaşar Kemal’in 50 yıl önce yazdığı Teneke oyununda bir cümle vardı: “Hiç boşuna kendini kandırma. Dünya değişir Ankara değişmez. “İşte gerçek bu. Bizde siyaset, Kemal Derviş gibi nice iyi niyetli, bilgili, birikimli insanı yutan bir kör kuyuya benziyor. Ya da en inatçı, en hırslı, en vurdumduymaz, en bencil olanların çorba içtiği bir tekkeyi andırıyor. Herkesin birbirini ezdiği bir ortamda, en gözü dönmüşlerin binmeyi başardığı bir “İhtiras Tramvayı” mı demeliyim yoksa? Bu durum, bizi yıllardır kafamızı kurcalayan o meşhur soruya götürüyor. “Eğer birikimli, dünya çapındaki evlatlarını dışlayan ve yönetimi daha az bilgili, daha tuhaf insanlara bırakan bu rejimin adı demokrasiyse, demokrasi iyi bir sistem midir? “Aslında şöyle sormak daha doğru: “İşi ehline veriniz hükmünün aksini yaratan bu sisteme gerçekten demokrasi denebilir mi? Bu ciddi bir sistem midir yoksa göz bağcılığı mı? “Kemal Derviş’in dünyada çok başarılı kalkınma programlarına imza attığını hep birlikte göreceğiz. Pazar ekonomisi ve küreselleşme gerçeğinin sert koşullarını; ezilen, sömürülen insanları kollayarak, onları perişan etmeyerek ve onlar lehine değiştirmek isteyen Kemal Derviş’in dünyada yeri var. Ama Ankara kurtlarının sadece “kurtlar sofrası”nda oturmaları mümkün. Ve bildiğiniz gibi “Kurtlukta düşeni yemek kanundur. “İlerleyen yaşlarına rağmen ille de başta kalma ısrarları bu yüzden. Osmanlı buna “hırs-ı piri” diyordu.
