Birkaç gündür kitabı büyük bir zevkle okuyorum ve Mikis’le 20 yıllık dostluğun, sanatsal işbirliğinin tadına daha çok varıyorum. Biliyorum ki Mikis Theodorakis Türkiye ile ilişkilere, bu ülkede kendisiyle ilgili söylenenlere, yazılanlara çok önem veriyor. Nisan başında Akropol’e bakan evinde otururken durup durup bu kitabı beklediğinden söz ediyordu. Göz ameliyatı olmuştu, bir gözü bantla kapalıydı. Maria Farandouri ile Megaron konser salonundan çıkıp evine gitmiştik. Laf lafı açtı ve bir de baktık ki üç saat geçivermiş. Bu arada Theodorakis, yeni yazdığı şarkıların piyano kayıtlarını da dinletti. Bu şarkılardan oluşacak albüm “Yalnızlık” adını taşıyacak. Bestecinin içinde yaşadığı son yalnızlık yıllarını anlatıyor. Yunanistan’ın bir diğer önemli bestecisi olan Xarhakos orkestrasyonunu yapıyor bu parçaların. Çıktığı zaman dinleyin derim, çünkü bütün besteler birbirinden güzel. Ustanın olgunluk çağı ürünü. Theodorakis kendisini senfonilerden, operalardan, oratoryolardan çok yazdığı yeni halk türküleriyle anlatabiliyor kanısındayım. Bestelediği birçok parça, yirminci yüzyılın klasikleri arasında yerini aldı bile. Bir iki yıl önce Bonn’da Mikis Theodorakis onuruna bir tören düzenlenmişti ve orada iki opera sanatçısı, Beethoven’in evinde Theodorakis aryaları seslendirmişlerdi. Oradan çıkıp kaldığımız otele gitmiş ve büyük ekranda Türkiye’nin dünya üçüncülüğü kazandığı maçı seyretmiştik. Unutulmaz bir gündü. “Sanatsal inancım” kitabının tanıtım yazısı büyük sanatçının mücadelesini çok güzel özetlemiş. Diyor ki:”Mikis Thedorakis, müziğini kendi kültür mirasından yola çıkarak evrenselleştirmeyi başarmış yaşayan bir halk kahramanıdır. Fırtınalarla dolu, sanat ve politikayla özümsenmiş bir hayatın izdüşümlerini okuyacağınız bu kitap, halkıyla bütünleşmeyi başarmış bir sanatçının öyküsünü sunuyor bizlere.” Theodorakis kitaba bir de bestelerinden oluşan takımyıldızlar çizmiş. Amacı “takımyıldızların sonsuz uyumunu müzikte yakalamak.” Theodorakis’in annesi Çeşme’den, babası da Giritli. Bu yüzden 80. yılında iki yerde de konser vermemizi istiyor. Liz Behmoaras’ın kitabı bu kutlamalara sunulan çok anlamlı bir hediye. Okuyunca seveceksiniz.