Günlük gazetelerde yazdığım on beş yıl boyunca Mustafa Kemal üzerine en az yüz yazı kaleme almışımdır. Çünkü Atatürk, hâlâ Türkiye’nin mihenk taşı: 20. yüzyılda olduğu gibi, 21. yüzyılda da Türkiye’nin hedeflerini ve ilkelerini belirliyor. Bu yüzden hiç eskimedi, tarihe havale edilmedi, ismi üzerine yapılan tartışmalar eksik olmadı. Bakın 2004 yılında yani ölümünden 66 yıl sonra hâlâ o konuşuluyor. Yalnız onun izinden gidenler değil, karşıtları bile politikalarını ona göre ya da ona karşı oluşturuyor. Bu yüzden Atatürk güncel ve öyle kalmaya devam edecek. Çünkü düşünceleri Türkiye’nin gerisinde değil, hâlâ ilerisinde. Avrupa ile bütünleşmek, kadın haklarına saygı göstermek, laiklik, bağımsızlık, yurtta ve dünyada barışı savunmak, devrimcilik gibi ilkelerine hâlâ ulaşamadık. Onun dönemindeki saygınlığımıza bir daha erişemedik. Keşke bir gün bütün bunları gerçekleştirsek de Atatürk’ü saygıdeğer devlet kurucumuz olarak tarihe bıraksak. Ama durum bu değil.
On yıl önce yazdığım bir yazıda Atatürk’ü bir babaya benzetiyordum. Evlatların çoğu babalarını dünyanın en büyük insanı olarak görür, tapınma derecesinde hayranlık duyar. Biraz büyüdüğü, gençlik çağına adım attığı zaman babasının dünyanın en büyük insanı olmadığını anlar ve aşın bir eleştiri dönemine girer. Babayı layık olmadığı kadar zayıf görür. Yaşı biraz ilerleyip olgunlaştığı zaman ise babasını gerçekçi bir gözle değerlendirmeyi ve ona saygı duymayı öğrenir. (Ben bu aşamaların ikincisinden geçmedim ama birçok kişinin böyle olduğunu biliyorum.) Atatürk’le ilgili tartışmalar bana bu genellemeyi hatırlatıyor. Önce insanüstü güçler atfedilen, bir “kişiye tapınma” modeli, sonra aşırı eleştiri ve ona karşı mücadele evresi. Dilerim ki bu ikinci aşamayı çabuk atlatıp onun gerçek değerini arılayabilelim.
Yine yıllar önce yazdığım bir yazının başlığı “Yüzyılın ayakta kalan tek lideri” idi. Gazete yöneticileri de bu başlığı beğenip manşet yapmışlardı. Şimdi onu kaybettiğimiz bu 10 Kasım gününde aynı düşünceyi taşımaya devam ediyorum. Atatürk yalnız 20. yüzyılımızı değil, 21. yüzyılımızı da aydınlatmaya devam ediyor. Çünkü o kelimenin tam anlamıyla bir ilerici; yani hâlâ bizlerden ileride.
