Türkiye'deki Cumhurbaşkanlığı seçimleri hep sorun yaratmıştır.

Temsili gibi görünen bu görev dolayısıyla tatsızlıklar çıktığı ve ülkenin ihtilal ortamlarına sürüklendiği herkesin hatırında.

Şimdi gene bir Cumhurbaşkanlığı seçimi dönemine giriyoruz.

Sinirler gerilecek, çeşitli isimler ortaya atılacak, adaylar yıpratılacak ve Meclis'teki turların sonucu merakla beklenecek.

***

Bu kez Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin öncekilerden değişik bir yönü var. Türkiye tarihinde ilk kez Cumhurbaşkanının Meclis'ten çıkacağı, sivil bir politikacının bu göreve seçileceği noktasında birleşiliyor.

Asker Cumhurbaşkanı öneren bir kaç çatlak ses çıkmadı değil ama bunları ciddiye almadı kimse.

Çünkü yeni Türkiye, sivilleşmenin önemini ve askeri ara dönemlerden kaçınmanın gerekliliğini anlamış durumda.

***

Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanlığı dönemi, bu kurumun belki de en çok tartışıldığı dönem oldu. Onu yasal Cumhurbaşkanı saymayan kesimler, bu görüşlerini temellendirirken meclis aritmetiği ile, kamuoyu arasındaki farkı belirtiyorlardı.

Kısacası, Turgut Özal'ın kamuoyundaki desteğini yitirmiş olduğunu ve Meclis'teki çoğunluğa dayanarak seçilmesinin haksızlık olduğu vurgulanıyordu.

O dönemde bu görüşü eleştiren bir çok yazı yayınladım.

Turgut Özal'a yakın bir yazar değildim ama sivilleşmeye başlayan Cumhurbaşkanlığı kurumunun böyle tartışmalardan zarar göreceği kanısındaydım.

Eğer böyle bir yol açılırsa, yarın bir gün başka bir Cumhurbaşkanı da bu tartışmaların odağına çekilebilirdi.

"Sen falanı tanımıyorsan, ben de filancayı tanımıyorum." inatlaşmalarının, asker Cumhurbaşkanı geleneğinden kurtulmaya çabalayan Türkiye'ye hiçbir yararı yoktu.

***

Bir bakıma gene aynı durumla karşı karşıyayız.

Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı olmak için Meclis desteği sağlayabilmesi mümkün ama buna karşılık bazı kesimler beş yüz günü doldurmuş Demirel'in eski halk desteğinden yoksun olduğunu öne sürebilir.

Yani silah tersine dönüyor ve sahibini yaralamaya başlıyor.

***

Bence bu tartışma da gereksizdir.

Meclis desteğini sağlayan Süleyman Demirel'in Çankaya'ya çıkması doğrudur.

Çünkü Anayasal Cumhurbaşkanı olmanın tek meşru yoludur bu.

Halk desteği yorumları, hiç bir zaman kesinlik kazanamayacak olan spekülasyonlardır.

Ve nasıl Turgut Özal dönemindeki spekülasyonları yapanlar bugün oyunu aynı kurallara göre oynamak zorunda kaldılarsa, yarın bir başka kesim de kendini eleştirdiği şartları savunur durumda bulabilir.

Önemli olan falanca ya da filancanın Cumhurbaşkanı olması değil, Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerini bir kriz konusu olmaktan çıkarıp, sivil Cumhurbaşkanları geleneğini yerleştirmesidir.