Yakın tarihi konuşa konuşa bitiremeyenlere bir tavsiyem var: Gelin bu tarihin halk türkülerine yansımalarını da inceleyin. Çünkü halk, kendisini ilgilendiren her olayı türküye, ağıda dökmüş. Bu bakımdan eski türküleri araştırmak, gerçekçi bir tarih çalışması sayılsa yeridir. Emperyalist devletler tarafından büyük bir iştahla parçalanan Osmanlı’nın, özellikle I. Dünya Savaşı felâketinde çektiği acılar eşlerin, anaların, çocukların, askerlerin dilinde yakıcı birer ağıda dönüşmüş. Daha eski türküler de var. Mesela 17. yüzyılda 25 yıl süren Girit seferine giden kocasını bekleyen kadın şöyle diyor: Sarı yapracığım sarı/ Girit’e gönderdim yarı/ Yıkılası Girit sarı/ Sefer döndü mü döner mi yine. 17. yüzyılda Tameşvar’ın yitirilmesi üzerine padişah eleştirilerek şöyle denilmiş: Ne çeker kulların serhat elinde/ Bilinmez hünkârım görülmeyince/ Bunca memleketin kaldı kafir elinde/ İnanmadın hiç ayrılmayınca Kırım, Cezayir, Yemen, Budin, Trablusgarp, Çanakkale, Sarıkamış, kaybedilen kaleler, bozgunlar, göçler, hastalıklar, kıyımlar, kırımlar yürek paralayıcı feryatlar halinde türkülere dökülmüş. Balkan bozgunu sırasında Bulgaristan’ın Ibrail şehrinde esir alınan üç kız üzerine söylenmiş şu türkünün tanıklığına bakın: Üç kız idik İbrail’den aldılar İkimizin yolda boynun vurdular Birimizi baş krala verdiler

Napolyon’un Mısır’ı alması üzerine padişaha sitem eden bir askerin sözleri ise şöyle: Aman padişahım bağrın taş mıdır/ Gözlerimden akan kanlı yaş mıdır/ İmdatçı gelmedi yollar kış mıdır/ Mısır elden gitti bil padişahım/ Düşmana bir kılıç çal padişahım.

Bir ağıt da intihar etti denilen ama aslında bilekleri kesilerek hunharca öldürülen Sultan Abdülaziz için yakılmış: Beni tahttan indirdiler/ Dört çifteye bindirdiler/ Tersaneye gönderdiler/ Uyan Sultan Aziz uyan Bak ne hale girdi cihan/ Kolumda makas yarası/ Nedir bu derdin çaresi Yusuf’um ciğer paresi/ Uyan Sultan Aziz uyan Kan ağlıyor bütün cihan

Kısacası bu türküler, insan sesiyle bir acı haritası çiziyor. Parçalanan, yok edilen bir ülke yurttaşlarının başına gelen insanlık dışı dramları, felâketleri, faciaları anlatıyor.