En önemli olaylara bile bir iki haftadan fazla odaklanmayı başaramayan Türkiye’de deprem konusu neredeyse gündemimizden çıkmıştı.

Düşünüyor, taşınıyor ve buna bir anlam veremiyordum.

Çevremdeki insanlara diyordum ki: “Millet deprem tehlikesi yokmuş gibi davranıyor. İstanbullular oy verirken, depreme karşı ne gibi önlemler alınacağını sormuyorlar. Seçtikleri hükümetten ya da belediye başkanından, binaların iyileştirilmesi, acil müdahale birimlerinin kurulması, erken uyan sisteminin işletilmesi gibi çoluk çocuklarının hayatını kurtaracak talepleri yok.”

Bu vurdumduymazlığa anlam veremeden, gününü gün ermeye çalışan sevgili ülkemizi izleyip duruyordum. Ve bu kez deprem Doğu’dan vurdu.

Yine acı, yine gözyaşı, yine ağıtlar! Şimdi birkaç gün insanlar birbirlerini suçlayacak, basın bir iki kıtipiyoz müteahhidi teşhir edecek, sonra bu da unutulup gidecek.

Kimse çürük binaların, hileli ihalelerin hesabını sormayacak. Başka gündemlere dalıp gideceğiz.

Düşünüyorum da içine girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği ülkelerinde böyle büyük deprem riskleri olsa halk nasıl ayağa kalkar, nasıl hesap sorardı! Bizde ise her şey Allah’a emanet! Enkaz altından çocuklarımız sağ da çıkabilir ölü de! Ne yapalım Cenab-ı Hakk’ın takdiri böyle imiş! Yani Türkçesi; saldım bayıra, Mevlam kayıra!

Bingöl’ü vuran deprem 6.4. Yani en şiddetlilerinden biri değil. Buna rağmen felâketlere yol açtı.

Kim bilir 7’den büyük bir deprem bekleyen İstanbul ne olacak? Bu konuda çok yazı yazdım, insanları unutmamaya, uyanık olmaya, hazırlık yapmaya çağırdım ama kulak veren olmadı.

Bırakın beni, uzmanları bile dinlemiyor kimse. Ne Profesör Aykut Barka’nın uyanlarını dikkate aldılar ne de Profesör Celal Şengör’ün kaygılarını paylaştılar.

Yerli televizyon dizilerinin kahramanlarını, depremden yüz kat daha fazla konuştular. Kafalarını kimin kiminle kaçamak yaptığına yordular.

Mecliste Ersin Arıoğlu’nun yaptığı konuşma ve bu konuda alınacak önlemlerle ilgili uyarıları da çok fazla gündem yaratmadı. Seçim kampanyasında hiç kimse siyasi partilerden deprem konusunda bir talepte bulunmadı.

Ne yapalım! Demek ki biz böyleyiz! Başa gelen çekilecek!