Türkiye’de olmaz dediğiniz her şey olur, ciddiye almadığınız her şey ciddileşir. Çünkü içine kapalı bir ülkedeki yetersiz üç buçuk haberin ıcığını cıcığını çıkarıp doldurulan sayfalar, ekranlar ve her gün ne yazacağını kara kara düşünüp, son anda önüne çıkan fırsata balıklama dalan bazı köşe yazarları vardır. Kendinizle ilgili “asparagastan gördüğünüz zaman; diğer konulara da hangi ciddiyetle yaklaşıldığını kestirebilirsiniz. Geçen hafta Alanya’ya konser vermeye gittim. Müzisyen arkadaşlarla Red Tower lokantasında öğle yemeği yiyoruz. Hava sıcak, hepimiz yazlık giysileri giymiş, neşeli bir tatil havasına girmişiz. O sırada bir yerel gazeteci yaklaşıyor, arkama dikiliyor; “Yemek yiyorsunuz ama birkaç şey sorabilir miyim?” diyor. Gerçekten acayip bir durum ama insanları kırma adetim olmadığından, ayakta iki büklüm duran genç gazeteciye doğru dönüp birkaç cümle ediyorum: Konser, Alanya, yeni repertuar vs. çocuk hınzırlık edecek ya o birkaç cümlenin sonuna “Başka bir partiye geçmeyi düşünüyor musunuz?” diye bir soru sıkışıveriyor. “Hayır!” diyorum. “Nereden çıktı böyle bir şey?” “Peki girseniz hangi partiye girersiniz? “Benim o sırada kulağım müzisyen arkadaşlarımın anlattığı fıkralarda. “Hiçbir partiye girmem. Olsa olsa yeni bir partiye” falan gibi bir şey söyleyip konuşmayı bitiriyorum. Akşam Alanya Kaymakamı, Belediye Başkanı ve diğer yöneticilerle yemekteyken telefonum çalıyor. Arayan VATAN’ın Genel Yayın Müdürü Tayfun Devecioğlu dostum.”Anadolu Ajansı şimdi bir haber geçti.” Yeni bir parti kurduğunuzun açıklamasına yer veriliyor.””Aman” diyorum. “Böyle bir şey yok. Gazetecinin işgüzarlığı.””O zaman ben bir şey girmiyorum.” diyor Tayfun. Teşekkür ediyorum. Masada bu olayı anlatınca bütün yerel yöneticiler “Ah basın, ah basın!” diye kendi başlarına gelen uydurma ve şişirme haberleri anlatıyorlar. Ne yapacağımı soruyorlar. “Şimdi kalkıp basın açıklamaları mı yapayım. Nasıl olsa kimse ciddiye almaz!” diyorum. Ama gazetelerimiz ciddiye alıyor. Ben konserle uğraşırken adım “parti kurucusuna” çıkıyor. CHP milletvekillerinden görüşler alınıyor. Ertesi gün “Livaneli’nin yeni partisi rağbet görmedi” diye boy boy demeçler yayınlanıyor. Bu gibi konulara pek meraklı köşe yazarları da laf olsun torba dolsun diye konuyu evire çevire işliyorlar.Bu arada VATAN dışında hiçbir gazete bana bu konuyu sormuyor. Bu kadar yanlışlığın hangi birini düzelteceksin. Yerel gazete muhabirinin işgüzarlığını mı, böyle ciddi bir konuyu Alanya’daki yerel gazeteye açıklayacağımı sanan gazetecilerin cinliğini mi, konuya balıklama atlayan ve içlerindeki iyi duygulan (!) her fırsatta ortaya dökmeyi marifet sanan yazarlan mı? Böyle bir niyetim olsa bunu kendi gazetem yazmaz mı?Mecliste ciddi bir açıklama yapılmaz mı? Parti kurmak Alanya’da yoğurtlu patlıcan kızartması ve deniz börülcesi yerken başını arkaya çevirip yerel gazeteye açıklanacak bir konu mudur? Hiç merak etmeyin arkadaşlar. Parti falan kurmuyorum, vallahi de billahi de kurmuyorum. Ne parti kuruyorum, ne turşu, ne şirket, ne gazete, ne dergi, ne demek, ne vakıf. Evimde parti bile vermiyorum. Eğer kursam otuz kırk yazıya konu olarak size yardım ederdim ama ne yazık ki başka konulara yönelmek zorundasınız.