Bir süre Stockholm’deyim. Gençliğimde büyük etki yapmış olan bu kuzey başkenti, sosyal demokratların seçimi zaferini bile gölgeleyen bir deniz kazasının şokunu atamamış üstünden. 250 yıldır savaşmamış bir ülke olan İsveç, Olof Palme’nin vuruluşundan beri böylesine dramatik bir olay yaşamamıştı.

Yurt dışında olmak insana değişik boyutlar katıyor ve bir anda Türkiye gündeminin dışına çıkıyorsunuz. Dünya gündemini ise bambaşka. Yolculuk sırasında aklım Saddam Hüseyin’e takıldı. Bugünlerde Kuveyt sınırına yığınak yapmasıyla dikkatleri gene üstüne çeken Saddam, batı ülkeleriyle boy ölçüşüyor ve arkasına aldığı halk desteğiyle bunu başarıyor da. Körfez Savaşı’nın ilk günlerini hatırlayın: CNN’de seyrettiğimiz hava bombardımanı herkeste, Bağdat’ın yok olduğu ve Saddam’ın sonunun geldiği izlenimini uyandırmıştı ama olay böyle sonuçlanmadı. Bugün Saddam gene yerinde ama karşısındaki liderlerin hiçbirisi yok.

1990 Eylül’ünde Turgut Özal “Saddam kesinlikle gidecek!” demiş. Biz de bunun üzerine bir yazı yazmışız ve” Saddam kimleri götürür?” sorusunu sormuşuz. 9 Eylül 1990’da bu köşede yayınlanan yazıda bakın neler demişiz:” Dünya’da birçok gazete, dergi yazarı ve politikacı aynı görüşte: Bu krizin sonunda Saddam gider! İyi de acaba yanında kimleri götürür? Kriz, Amerika’nın çıkarları aleyhine sonuç verirse Bush yerinde kalabilir mi? Aynı durum bütün liderler için geçerli. Hepsi belli varsayımlara göre hareket ediyor, belli stratejiler içinde davranıyorlar. Eğer stratejileri ve varsayımları doğru çıkarsa daha çok güçlenecek ve iç politikada yıllarca sürecek bir prestij ve destek elde edecekler. Düşündüklerinin tersi olur ve ülkeleri bu krizden yara alarak çıkarsa, koltuklarını korumaları çok zorlaşır. Dolayısıyla hepsi bir Saddam sınavından geçiyor.”

Bu satırların üzerinden dört yıl geçti ve geriye dönüp baktığımızda şu ya da bu nedenle koltuğunu bırakmış liderleri hatırlıyoruz: Margaret Thatcher, George Bush, Turgut Özal… Mayıs ayında François Mitterrand da giriyor. Saddam Hüseyin yerli yerinde. Çünkü Ortadoğu’nun mantığı, dünyanın başka yerlerindeki rasyonel ölçülerle pek bağdaşmıyor. Bu bölgenin ayrı değer ölçüleri ve Batı’ya uymayan bir düşünme biçimi var. Irak halkı, ülke sekiz yıl İran’la savaştıran arkasından batı müttefiklerine kafa tutan ve zengin kaynakları savaşlarda yok edip, ambargo çemberlerinde inleten liderlerini eleştirmek yerine seviyor, bağrına basıyor. Zaten batının İran üzerine yaptığı hesaplarda yanlış çıkmadı mı? Ortadoğu başka bir yer! Bakalım Saddam daha kimleri götürecek?