Mustafa Kemal’e sormuşlar: “En etkili silah hangisidir.”“Yerine göre!” diye cevap vermiş. Büyük bir asker olduğu için, her duruma ve her koşula uygun bir silah bulunmadığını ve yerine göre her silahın etkisini değiştiğini biliyor. Kaç gündür şaşkınlıkla izlediğimiz özelleştirme-demokratikleşme tartışmasında bu sağlam mantığın egemen olmasını beklerdik. Ama görüyoruz ki iş, koalisyon ortakları arasında bir inatlaşmaya ve kerhen imzalara doğru gidiyor. Oysa özelleştirme projeleri arasında kamu yararına uygun olanlar ve olmayanlar vardır. Bunların tek tek ele alınıp, ülke çıkarları ve çalışanlar açısından kılı kırk yararcasına incelenmesi gerekir. Eğer çalışanları mağdur edecek ve kamu çıkarına zedeleyecek özelleştirme projeleri varsa, bunları hiç pazarlık konusu haline getirmeden reddetmek bir siyaset borcudur. Demokratikleşme ise böylece pazarlıklara konu edilmeyecek kadar yaşamsal ve gecikmiş bir konudur.

Hükümet ortakları arasındaki tartışma, giderek bir münazara boyutuna bürünüyor. Bizim kuşağın lise dönemi heyecanlı münazaralar ortamında geçti. İki zit görüş ortaya konur ve bunlardan kurayla belirlenen bir tezi savunmak durumunda kalırdınız. Ankara liseler arası şampiyonluğu kazandığımız yıl, konu Türkiye’nin sanayiyle mi tarımla mı kalkınacağı idi. Bizim takıma tarım tezi düşmüştü. Biz de sanayileşmenin önemini bile bile ve tezimize inanmadan Türkiye’ye sanayi hamlesinin bir yarar sağlamayacağını, sadece tarıma dayalı bir ekonomi uygulanması gerektiğini savunmak durumunda kalmıştık. Bu yanlış alışkanlığın etkileri sürüp gidiyor.

Lise döneminde bir ölçüye kadar anlaşılabilecek olan münazara alışkanlığı, hükümet kararlarına yansıyınca çok yanlış konumlanmalar ortaya çıkıyor. Tartışmaya SHP açısından bakarsanız, inanmadığı ve Türkiye’nin zararını olacak özelleştirmelere kerhen dahi imza atması suçtur. Özelleştirme gibi duyarlı bir konunun enine boyuna araştırılması ve her kurum için ayrı ayrı ele alınması gerekir. Özelleştirmeye toptan karşı çıkmak ya da toptan kabul etmek gibi bir genelleme yanlıştır. Milliyetçi Cephe iktidarlarından bu yana her gelen yönetimin arpalık haline getirdiği ve yandaşlarını doldurduğu bazı KİT‘lerin zararlarını savunmak ve maliyeti bütün yurttaşlara ödetmek, sosyal demokrat politikacılara yakışmaz. Bazı yararlı kuruluşları ise sırf devlet işletiyor diye haraç mezat elden çıkarmak ne ahlak ölçülerine sığar ne de insafa.

Bana kalırsa, Atatürk’ün bir deha pırıltısı yansıtan cevabı bu konuda anahtar cümle olmalı: “Özelleştirmeye taraftar mısın?” “Yerine göre!” İşte doğru tavır budur. Düzeltme: Pazartesi günkü yazımızda yanlışlıkla Robespierre yerine Montesquieu yazılmıştır. Düzeltir, özür dilerim.