Emekli Büyükelçi ve DYP İstanbul Milletvekili Coşkun Kırca esip gürlemiş.
Dünkü Cumhuriyet'de yayınlanan "Ermenistan Karşısındaki Gaflete Son" başlıklı yazısında, Türkiye'nin "söz ve kağıt diplomasisiyle yetinmeyeceğini göstermesini" öğütlüyor.
Coşkun Kırca'ya göre Türkiye, Türk-Ermeni sınırına hemen birlik yığmaya başlamalı ve ayrıca Bakü'nün muvafakatini alarak Nahçıvan-Ermenistan sınırında biriklerini mevzilendirmelidir.
***
Bu yazının, emekli diplomat ve milletvekili olan bir kişinin kaleminden çıkması beni çok şaşırttı.
Çünkü yakın tarihimizdeki bir çok acı deneyi en iyi bilmesi gereken kişilerden biri olduğunu düşünüyordum.
Türkiye her büyük krizde olduğu gibi, Azerbaycan felaketinde de soğukkanlı ve dikkatli bir tutum izlemeli ve meseleyi uluslararası platformda çözümlemeye çalışmalıdır.
Yakın tarihimiz, soğukkanlı dış politikanın yerine, coşkulu halk hareketlerini geçirdiğimiz zaman yaşadığımız acı deneylerle doludur.
***
Anadolu insanı yüzlerce yıl çeşitli cephelerde kırıldı. Kimi, ülkesini korumak için gerekli, kaçınılmaz savaşlarda yitti. Kimi, Enver Paşa'nın Sarıkamış'ta açlık, soğuk ve bitten kırdırdığı doksanbin kişi gibi, yanlış ve kişisel kapris sonucu alınan kararların kurbanı oldu. Kimi cephelerde de, "yedeksubay savaşı" denilen Çanakkale'de olduğu gibi Türkiye, bugün bile eksikliğini duyduğu bir aydın kadroyu toprağa gömdü.
Bu yüzden Anadolu'nun tarihi bir savaşlar, yıkımlar, göçler tarihidir.
"Yurtta ve Dünyada Barış" ilkesini yaratan ve doğru kılan da bu olgudur. "Misak-ı Milli" gibi kavramlar, fantezi değil, hayatın içinde her an doğrulanan ve yeniden yaratılan kavramlardır.
Bugünlerde, bu kavramları yeniden hatırlamakta yarar var.
Osmanlı gibi büyük bir imparatorluğun enkazın üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti, elbette, yeni kurulan, dertsiz, sorunsuz bir ülke olamayacaktı. Tarihimizin bize yüklediği sorunların, savaşarak çözüme ulaşmasını beklemek, bu ülkeyi yokedici bir serüven olurdu.
Bu yüzden "Barış" kavramına sıkı sıkı sarılmamız gerekiyor.
Halkın çok duyarlı olduğu milli konularda kışkırtıcı bir tutum izlemek, hükümeti de maceracı atılımlara zorlar.
Kıbrıs mitinglerinin toplumda yarattığı heyecanı ve vardığı sonucu, 6-7 Eylül olaylarını hatırlamakta yarar var. Toplumda belli bir seviyeye yükselen coşku ve birikim, ne hükümet kararını, ne dış politika stratejisini dinlemeyerek, bir sel gibi sürükleyebilir bizi.
***
Azerbaycan'da kanayan yara bizim yaramızdır; bizi yakıyor. Ama bu yüzden, hemen birlikler mevzilendirmeye kalkmak ve halkı kışkırtmak Türkiye'ye yarar sağlamaz.
