Eskiden Doğu Berlin olarak adlandırılan kent şimdi büyük otellerle, modern lokantalarla, alışveriş merkezleriyle şık şıkırdım bir görünüme bürünmüş.Rejim değişikliği galiba en çok alışverişte hissediliyor.Eğer sokağa çıktığınızda bütün binaların alt katı dükkâna dönüşmüşse ve vitrinler size bir şeyler satabilmek için pırıl pırıl aydınlatılmışsa bilin ki kapitalist bir ülkedesiniz.Çünkü eski Doğu Bloku ülkelerinde hiçbir binanın birinci katı dükkân değildi.Demek ki 20. yüzyıl boyunca sürüp giden ve onca savaşa yol açan kapitalist-komünist rejim kavgası, tüketmek ya da tüketmemek çelişkisinden ibaretmiş.Eskiden Doğu Berlin olan ve duvarla korunan yerde, şimdi insanlar ellerinde alışveriş torbalarıyla o dükkândan çıkıp bu dükkâna giriyorlar.Ama sadece giyim kuşam değil aldıkları, kitap da alıyorlar.Kaldığım Maritime oteline yakın bir kitap süpermarketi gördüm. İnanılmaz bir yer.Akmerkez gibi bir alışveriş merkezi düşünün ve bunun her tarafı kitapla dolu olsun.İşte ‘kültür süpermarketi’ böyle bir yer.İnsanlar deterjan ya da süt alır gibi raflardan kitap topluyor ve kuyruğa girerek kasalarda ödüyorlar.Paris’te de böyle kültür süpermarketleri var New York’ta, Londra’da da.Bunları görünce insan ister istemez kültür ile gelişmişliğin, zenginliğin, refahın at başı gittiğini düşünmeden edemiyor.Ama acaba zenginlik mi insanları kültüre götürüyor yoksa kültür mü zenginliği doğuruyor.Eminim ki birçok kişi zenginliğin kültürü yarattığını söyleyecektir. Ama ben tam tersini düşünüyorum.Kültür, zenginliği ortaya çıkarıyor.Mesela Almanya savaş yılları sonrasında çok yoksuldu ama kültürlü bir ülkeydi. Tiyatroları hiçbir zaman kapanmamış, yazarları eksilmemişti.Ve sonunda bu kültür, ülkenin yaralarını sarmayı ve hızlı bir kalkınmayı başarabildi.Rusya da ekonomik sıkıntılar çeken ama kültürlü insanlara sahip bir ülke.Polonya ve Macaristan da öyle.Zaten bu yüzden bizi sollayıp geçiyorlar.Kültür ve düşünce, zamanla üretime, yaratıcılığa ve zenginliğe dönüşüyor.Türkiye ise son yıllarda ne çekiyorsa kültürü dışlamasından ve cehaleti baş tacı etmesinden çekiyor.Kültürü ayaklar altına alarak zenginleşme modeli oluşturmak için diretiyor.Öyle bir şeyin mümkün olmadığı anlaşılacak ama acaba ne zaman?
